Ana SayfaLütfü ErtürkSinema ve Şehir

Sinema ve Şehir

Almanya 2. Dünya savaşından yeni çıkmıştır ve tüm ülke yerle bir edilmiş durumdadır. Berlin şehri, adeta bir harabeye dönmüştür. Savaş bitmiştir ama Almanya’da bitmiştir.

Alman bürokratlar ve siyasetçiler şehrin ortasında toplanmış, hazin tabloyu seyretmektedirler. Aralarında, ünlü Alman şair ve yazar   Bertholt Friedrich Brecht’te vardır.

Bazı politikacılar, işe belediye binasından başlamaktan söz ederken, bürokratlar; “Adliye sarayının yapımından başlayalım” diye, ısrar etmekteydiler!..

Tartışmaların arasından ince ve tiz bir ses yükseldi. “Barış, insandan yana olan tüm çabaların, tüm üretimin, yaşama sanatını da içermek üzere tüm sanatların temelidir. O zaman ne yapıyoruz, işe opera binası onarmakla başlıyoruz” dediğinde herkes susmuştur. Sözün sahibi Bertholt Brecht’tir.

Aynen öyle de yaparlar! İşe, Opera binasını onarmakla başlarlar!

Bu Öyküyü niye anlattım?..

10 Ocak çalışan gazetecileri anma gününde Belediye Başkanımız Volkan Yılmaz’ın, günümüzün manası gereği bizlerle beraber öğle yemeğinde buluşmak istediğinin bilgisi bize ulaştı. Nazik davetini kabul ettik ve gittik…

Yemekler yendi, çaylar, kahveler içildi ve Sayın Başkanın 2024 yılı seçimlerinde adaylık konuşmasını dinledik, yeni projeleri ile ilgili bilgiler aldık ve de “önerisi ya da sorusu olan var mı?” kısmına geldiğimiz anda o, beynimi yakan, beni darmadağın eden, o anda bana Bertholt amcamıza kadar astral yolculuk yaptıran öneriyi bir arkadaşımız deyiverdi ya!

Sinemamız yok!

Dondum kaldım, bakakaldım, öylece sustum kaldım!

Bir arkadaşım, bir eksiğimizi söylemişti.

Başkan Bey’in saydığı 23 adet kapalı alan projesini bir anda silmişti kafamın içinden! Ne demişti Başkan?.. İki adet Engelli Merkezi, Gençlik Merkezi, Kültür Evi, Kapalı Yüzme Havuzu, Buz Pateni Pisti, 8 adet Kütüphane, 45 dönümlük Spor Adası, köylerimizle birlikte 14 adet futbol sahası, 8 adet sağlık ocağı, 5 tane Pazar yeri Yeni Mahalle, Selimpaşa, Ortaköy, Kavaklı, Değirmenköy’e yapıldı. Bilgi İşlem Merkezi, AFAD Merkezi ve öğrencilerin yararlandığı dershaneler ve çok sayıda öğrenciye burs imkânı…

Bunları konuşurken, bir anda “sinema yok” sözü hafızamı sildi süpürdü…

Aklımda kalanlar bunlar, dedim ya sildi geçti kafamızdan!

“Sinema yok” diyen o arkadaşı da sanırsınız ki haftanın üç günü sinemaya gidecek!.. Bir sinema bileti 300-400.-TL olmuş, olsun ama o tespit etmişti ya yok olanı. Evet Sinemamız yoktu.

2 gün sonra başka bir arkadaş çıktı “Sinema belediyenin işi değil” dedi!..

Varsın işi olmasın! O gazeteci arkadaşımız demişti bir kere “Sinemamız yok!” Diye…

Hadi gelin, sizi biraz eskilere götürelim; 1967 yılında Silivri’mizde bir belediye sineması vardı. Hemi de ne sinema ama? Eşi benzeri İstanbul da bile zor bulunur cinsten bir sinemaydı! (Gül) Silivri Belediye Sineması. Tabii ki işletme, müstecire kiralanmıştı.  Belediyeye ait olup, müstecirlere kiralanan birçok işletme vardı o yıllarda… Orta Belediye Gazinosu, Yeni Belediye Gazinosu, Belediye Plajı, Belediye Kale Park İşletmesi, Belediye Oteli, Belediye İşhanları, Belediye dükkânları gibi birçoklarını sayabilirim o yıllardan! Eğlence sektöründe belediyelere ait işletmeler olduğu gibi 01.01.2023 tarihine kadar yürürlükte olan belediyelerin bütçesine katkı sağlayan 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa bağlı olarak alınan %10’luk eğlence vergisi ya da bilet vergileri mevcuttu.

“Belediyelerin özel sektör işinde ne işleri var” sorusu burada biraz havada kalıyor!

Yani, insanın anımsatası geliyor böyle durumlarda! Değerli kardeşim, önce bir çevrene bakın, bulunduğun yere bir bak! CHP’lisin, iyi güzel de ben sana şu ülkede 100 tane özel sektör gibi çalışan CHP belediyesi sayarım ama ben, bir tanesini örnek vereyim. Silivri Belediyesinden, İzmir Belediyesine transfer olan arkadaşlarınız var! Sorun bakalım, ne iş yaparlar orada!.. Kimi sucuk pazarlıyor, kimi süt ürünleri, ülke çapında kargo sistemleri bile var… Hadi eskilerden bir örnek vereyim. Belediyemizin yan kuruluşu olan, “KENTAŞ” adlı bir şirket vardı, bilir misin? Hazır beton işine girmişlerdi.

Görevdeki Silivri Belediyesi, tarım işini ehli insanların eline bıraktı. Hobi bahçesi ile değil, gerçek tarımla gündeme geldiler. Başarısı, İBB’ye örnek oldu. Ülke çapında isim yaptık. Bir buğday tanesini bile satmadılar, çiftçimize tohumluk olarak dağıttılar… Var mı, böyle bir anınız, kinoa ektiniz, tarlada kaldı. Biçemediniz, elle ufaladınız tohumlarını!..

Dünyada birçok ülkede belediye-vatandaş ortaklığı ile işletilen sektörler var. Porto-Allegro sistemi diyorlar. CHP Tekirdağ Belediyesi kısmen uyguladı, başarı da elde ettiler. Hani şimdi, “sana ne demeli” demeyeceğim ama Bora Balcıoğlu kardeşimin işi oldukça zor gözüküyor! Bora Kardeşim, daha ağzını açmadı ama gazeteci yemeğinden kendine vazife çıkaran, kerameti kendinden menkul sayanlar ortaya çıkmaya başladı…

Gerçekler sert, muz kabuğu kaygandır aman dikkat!

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Başkan Bu Ne?..

Bu Ne Perhiz…

9.Yazı…

İyi geldiniz…

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati

İlgili Yazılar

Başkan Bu Ne?..

Bu Ne Perhiz…

9.Yazı…

İyi geldiniz…

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati