Ana SayfaErdal SezginPEK ANLAYAMADIM, ‘’KIYILAR HALKIN’’ MI DEDİNİZ (!)

PEK ANLAYAMADIM, ‘’KIYILAR HALKIN’’ MI DEDİNİZ (!)

Bu yazı, Silivri Belediye Başkanı Sayın Volkan Yılmaz’ın şahsında sahil şeridine sahip tüm başkanlara sesleniştir.

  Sayın Başkan (lar) ım, ‘’kaçak yapıları tek tek yıkacağım’’  diyorsunuz.  ‘’Kimsenin gözünün yaşına bakmayacağım ‘’ diyorsunuz. Bize de böyle bir davranışı alkışlamak düşüyor.

    Yalnız bu kararlılığınızı 42 kilometrelik sahil şeridimizde de göstermenizi bekliyorum.

    ‘’ Gözden çıkarılmışlardan biri (!) ’’ olarak sahildeki gözlemlerimi yansıtmak istiyorum.

   Kafelere gitme şansım olmadığı için akşam üzerleri mini termosumu alıp deniz kıyısında çay içecek yer arıyorum.   Sahile  inmek olanaksız. Parsellenmiş çünkü. Kalepark çevresinde yer arıyorum, her tarafta içkiciler…  Biraz öteye, Çamlık Mevkisine  geçiyorum orası da öyle. Kafanızı şişiren yüksek perdeli müzik de işin bonus’u (!) 

    Sayın Başkanım,  denize inen sokak girişine bariyer konulduğunu gözlemledim, yalnızca sokakta evi olanlarda kumanda var, gir girebilirsen! Kimisi de ‘’dikkat köpek var’’ tabelasını asmış , geç geçebilirsen!

    Bir zamanlar, ( kulakları çınlasın ) Selami Değirmenci Başkanım, site girişlerindeki tüm bariyerleri kaldırtmıştı! 

   Beni böyle bir yazı yazmaya ; ‘’ Yalçın Bayer’in yazısının Hürriyet  Yönetimince sansürlenmesi’’ haberi yöneltti. Yazının içeriği Antalya’dan Edirne’ye, kıyılarımızı yağmalayan bir şirketin yaptıklarıydı.  Ayrıntılarına aşağıda yer vereceğim.

   Yalçın Bayer’in çevre dostu olduğundan da söz etmeden geçemeyeceğim. O, Cumhuriyet yazarı iken ben de muhabirdim. Bir yüklenicinin Silivri Bağlar Mevkisinde otel inşaatına başladığını, gelişmeleri izlememi söyledi.

Yöreye gittim, dozerler vızır vızır çalışıyor, kıyıyı dolduruyordu. Fotoğraf çekmem, dolgu alanını ölçmem gerekiyordu ama karşıma bir ızbandut dikiliyordu! Ben de pratik bir yöntem buldum. İnşaatın üst  sınırından  deniz yönüne taş fırlatıp dolgu alanını  tahmin  etmeye çalıştım , erdiremedim denize taşı iyi mi!

 Karada yapamadıklarımı denizde yaptım. Bir motorlu sandal     kiralayarak ulaştım ve fotoğraflar çekerek yaptığım haberi  Cumhuriyet’e gönderdim. Don Kişotluğumuz sonuç verdi (!) Otel inşaatı başka bahara kaldı.  Deniz dolgusu da kıyıya güzellik katmaya ‘’devam ediyor hâlâ’’  (!)

   Deniz dolgusu, kıyılar halkındır demişken çevre dostu (!) bir iş insanından söz etmeden geçemeyeceğim. ‘’ Bu milletin  a..ına koyacağız’’ diyen biri var ya Rize’de 160 milyon liraya Ricosta adlı  ( Reis İstanbul’daki bir açılışta; kuruluşlarınıza Türkçe adlar koyun demişti, -Mehmet Cengiz hariç diye bir not düşmüş müydü anımsamıyorum, kulakları çınlasın!)  beş yıldızlı bir otel yaptırmış. A..ına koyduğu milletin parasından 50  milyon lira teşvik almış. Zatı muhtereme ayrıca KDV istisnası tanınmış, pirim desteği de sağlanmış. İzinsiz, imar yasalarına aykırı olarak denizi dolduran bu küfürbaza, bu kadarcık kıyak yapılmasını çok görmeyin canım (!)  Devran dönende siz de Mehmet Cengiz’in o kırmızı yanaklarından öpersiniz (!)

   Sayın Başkanım, kentimize dönelim. Sözde ‘’halkın malı’’ olan kıyılarda sorunlar bitmiyor. Halefi olmaktan onur duyduğumuz (!) Ahmet Hakan’ dan sonra  yerel bir gazetenin  yayımını sürdürdük. O yıllarda Kumluk Mevkisinden sahilin batısına geçilemiyordu!  Çünkü rahmetli Cevat Yamaç denize tel örgü çektirmişti! Bugünkü Genel Yayın Yönetmenim Lütfü Ertürk’le konuya eğildik. Kıyının halka açılmasını sağladık. Ancak rahmetli de aramızdan küskün ayrıldı.

    O gün kaldırılan tel örgüler bugün yeniden çekildiği haberlerini okuyorum . MUÇEV adlı bir şirket Keşan’ın 11 kıyı alanına tel örgü çektirmiş. İki kapı bırakmış, halk oradan geçebiliyormuş denize .

   Son yerel seçimlerde 23 oy farkıyla sizin İttifakınızın adayı kazanmış o ilçede (bu arada, Keşan Belediye Meclisinde, İBB meclisinde sizinkilerin yaptığına misilleme olarak Milletçiler, Başkanın çalışmalarını engelliyormuş )  ama şirket sizin deyişinizle   ‘’ kimsenin gözünün yaşına bakmıyormuş.’’

   Sözünü ettiğim şirket, kamu bürokratları, devlet memurları ve işadamları tarafından 2014’te kurulmuş. Şimdiki yönetiminde eski vali, bir kaymakam ve eski AKP’li bir milletvekilinin kızı varmış. Adı vakıf olan bu kuruluş, bildiğimiz şirketmiş. Elde ettiği 20 milyon lira kârın (evet kârın çünkü şirket) nereye harcandığını bilen de yokmuş.

    Belediyelerin işletebileceği sahillerin 30’una yakınını, Anayasaya aykırı olarak, ihalesiz, doğrudan bu şirkete vermişler. Verilenlerin içinde sit alanı bile varmış !

        Gözlerini toprak doyursun, sahillerle de yetinmiyormuş bu gaspçılar.  Ormanlık alanları da parsel parsel ele geçiriyorlarmış . Endişem o ki Silivri sahillerine de tel örgü çekebilir bu şirket? Önceki yazımda ele aldığım ilçemiz sınırları içindeki Danamandıra Doğa Parkının işletmesinin, Esenyurt Belediyesinden alınıp Belediyemize verilmesini beklerken MUÇEV’in gelip buraya da çöreklenmesinden endişe ediyorum.   Çünkü açılan davaları belediyeler kazansa bile hiç oralı olmuyormuş işgalciler. Belediye başkanının Cumhurcu olması da umurlarında değilmiş. Benden söylemesi.

    Danamandıra Doğa Parkı Silivri’ye derken evdeki bulgurdan da olmayalım (!)

Önceki İçerikMUHASEBE!
Sonraki İçerik30 Ağustos Anlatırken…
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..

İlgili Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..