Ana SayfaErdal SezginDİL YOBAZLARI!

DİL YOBAZLARI!

Yazımıza yobazı tanımlayarak başlayalım:

  1. Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen,
  2. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan
  3. Kaba saba incelikten anlamayan…

Yobaz illaki çember sakallı dinci olmaz. Sinekkaydı traşını olup boynuna kravat takan biri de bu özelliği taşıyor olabilir. Bunlara “muhafazakâr” denir. Eskiye saplanıp kalanlardır bunlar.

Bu konuyu Facebook hesabımdan paylaşmayı düşündüm ama uzayıp gideceği için yerel basında bir köşe yazısına dönüştürmeye karar verdim. Daha önce de işledim bu konuyu. “Dilinizi AKREP Soksun” “Dilinizi Sarıca Arı Soksun” gibi başlıklarla…

38 yıl önce emekli olmuştum. Şimdi keyfini sürüyorum.

Elimde akıllı telefon. Önümde bilgisayarım, karşımda televizyon…

Daha çok haber kanallarını izliyorum. Güne KRT’de Zafer Arapkirli’nin “Medya Terapi”(Adında da meymenet yok. Latince ve Fransızca karışımı.) ile başlıyorum. Biçemi çok sert. Sözünü esirgemiyor hiç. “Hislerime tercüman” oluyor(!)

Ancak Türkçe bilmiyor…Arapça, Farsçayı çok seviyor! Yalnız o mu? Aynı kanalda öteki sunucular da ağabeylerinin yolundan gidiyorlar (!)

Kullandıkları sözcükleri aşağıda yazacağım ama şu notu da düşmeliyim. Dilci Yazar Attila Aşut, (BirGün) muhterem için “Türkçeyi güzel kullanıyor” değerlendirmesi yapmıştı.

Buyurun güzel kullandığı Türkçeye: Mukayese, izah, alaka, sarih, mecra, nümayiş, saik, kaide, ilave, seyahat. Lazım, hadise, güzide, müsebbip, şaka uğratan, vecize, tayyare, milli hassasiyet, mülahaza, haleti, ruhiye, tecelli, tedbir, hayat, imkân, vaziyet, imtina, bizzat kendisi, sübliminal, menfur, vazife, vareste, rasyonel …

Aynı kanalda haber sunan Remziye Demirkol’u dinleyelim: İstişare, istinaden, sirayet, nihai, cevap, teamül, teşmil, netice, ifade, istikamet, vesile, müsadere…

Yine KRT, Çiğdem Akdemir’den öz Türkçe (!) sözcüklere örnekler: Beis, mevzu, hilaf, kanalize, takip, elzem, sarih.

İnan Demirel’den de birkaç örnek: İzahat, safahat, takip, lansman, hülasa, tespit,

Diğer kanallarda konuya önem verildiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz! … Ancak benim anlamadığım, Atatürkçüyüm deyip de Türkçenin içine etmek!

Sinem Fıstıkoğlu’nun dilinden Arapça damlıyor: İzah, alaka, hadise, istişare.

Nadir Nadi, böylesi tutarsız davranışlar karşısında “Ben Atatürkçü Değilim” demişti. Kenan Evrenîn Atatürkçü olduğu yerde ben değilim diyerek Atatürkçülüğün o kadar ucuz olmadığına dikkat çekmişti. Hatta yakın dostlarının salık vermeleri üzerine bir yapıtına bu adı koymuştu.

Sinem Fıstıkoğlu: İzah, alaka, hadise, istişare…

Gözde Şeker de uymuş modaya! Tahayyül, netice…

Dilinize acı biber sürmeli sizin!

Benim sözümü dinlemeyeceksiniz de hiç değilse Reis’i örnek alın! Bakın geçen hafta “orijinal” yerine “özgün” (füze) ü kullanmıştı. Her fırsatta Türkçe konuşun, yazın ,diyor. Hatta bir keresinde “kafe”yi kullanmayın, “kıraathane” varken demişti. Arapça iki sözcüğün bileşiminin nasıl Türkçe olabileceğini çözememiştik!

 

Başta Zafer Arapkirli ve öteki genç sunucular; Atatürkçüyüz deyip Türkçenin içine etmeyin.

Devrimler bir bütündür. Dil devrimini göz ardı edemezsiniz. “Hem laik, hem Müslüman olunmaz!”

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

  Belâgat

Olmadı Eko…

Yüz Yılın Yüz Akı

Önünde Kandil…

Babalar ve kızları

Yarından Sonra…

Algı Altındayız!

Neler Oluyor Orada?..

Tepkisiz!..

İlgili Yazılar

  Belâgat

Olmadı Eko…

Yüz Yılın Yüz Akı

Önünde Kandil…

Babalar ve kızları

Yarından Sonra…

Algı Altındayız!

Neler Oluyor Orada?..

Tepkisiz!..