Farkında mısınız?
Silivri’mizin siyasi yaşamı İngiliz Parlamentosuna benzedi. Son iki senenin sonunda olumlu sonuçlarını almaya başladık(!)
Yani Silivri Siyaseti ikiye ayrıldı. Lordlar kamarası / Avam kamarası
Avam kamarasını temsilen kimse kalmadı siyasette! Ne kadar kendini siyasete adamış, kendine siyaseti meslek edinmiş, eski yeni kim varsa hepsi lordlar kamarasında diyebilirim.
Nasıl mı anladım?
Birçok yönden anlaşılır olmalarında sakınca görmediler! Gizlemiyorlar, gülümsüyorlar…
Bunu anlamak için iftar çadırlarından içeri kafanızı şöyle bir uzatsaydınız, çadır tiyatrosunu görecektiniz… Halef, selef bir masada…
Kerameti kendinden menkul sananlar, iktidara yakın oturma yarışında olanlar, halkını unutacak kadar hafızasına rahmet okutup “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” sözünü haklı çıkaranlar ve kendilerine “kaybedenler kulübü” diyebileceğimiz beraberlikleri de izlemedik değil Hani!..
Evet hep birlikte, yan yana kol kola dolaşır oldular.
Silivri için ne yapılması gerekiyorsa oturup proje yapıyorlar. Bir yere gidilmesi gerekiyorsa bir yerin görülmesi ve bir yer hakkında karar alınması gerekiyorsa hep birlikte yapıyorlar bütün bunları!
Niçin İngiliz Parlamentosuna benzetiyorum: Lordlar kamarasının Temel görevi, alt meclis olan Avam Kamarası’ndan gelen yasaları incelemek, denetlemek ve kamu politikalarını araştırmaktır.
Bize göre söylersek, “Avam kamarasının beklentilerini” dersek daha iyi olur nedir bunların en başındaki istekler (En azından onlarda yasama hakkı var) Kamu mallarının korunması, kitlenin idari işleri, politik işleyiş düzenini korumak…
Biz de böyle bir şey var mı?
Yok diye biliyorum! Neden?
Çünkü biz de avam kamarasını oluşturacak kamu yok ortada. Yasama yapacak yürekli insanlar yok!
İşte, o yüzden Lordlar kamarası kendiliğinden oluşuverdi. İştir güçtür derken asgari müşterekte buluşuverdi bizim lordlar…
Farkında mısınız, Tık yok! Ne CHP’lisinden ne AK Partilisinden! Herkes mutlu mesut…
Başta Belediye Başkanımız olmak üzere hepsi gülümsüyor!
Ah şu Sayın İmamoğlu’ da burada yatıyor olmasa her şey güllük gülistanlık olacak…
Aslında bu hikâye tam 50 yıllık bir hikayedir. Rahmetli Bulcan Ağabeyimin bir öğüdüydü bu bana…
Trakya eksprese yeni yeni başlamıştım. Çarşıdaydık. Bana dönüp; “Bak ilçemizin siyasi nabzını tutmak istersen lordlar kamarasından gözünü kulağını ayırma. En azından 10 gün önceden seçim sonuçlarını tahmin edersin” demişti. Ben de kendisine:” İyi de avam kamarasına daha yakın olduğumuz halde onları niye takip etmiyoruz?” dediğim de
“Onların kendileri de bilmiyorlar ne yapacaklarını son güne kadar çoğu karasızdır” demişti.
Ruhu şad olsun abimin, kalksın; görsün memlekette herkesin nasıl lord olduğunu, lordların arkasına nasıl takınıldığını…
Hadi hayırlı bayramlarınız olsun… Yakında birçoğumuz konar göçer oluruz…
