Kentlerin yaşanabilirliğinin korunması; zehir solumadığımız bir doğanın sürdürebilirliği ve sağlıklı besin kaynaklarının yok olmadığı toplumda çevre bilincinin yaygınlaşmasıyla gerçekleştirileceğinin en güzel örneğini bugün Danamandıra mahallesinde ÇET toplantısına katılarak göstermiş olduk.
İstanbul ‘un en büyük tarım arazilerinin ve ormanlık alanlarının yok edilme hususunu gündeme getirdik ve tartıştık.
Elbette hiçbirimiz “Enerji Kaynaklarının” yaratılması ve kullanılmasına karşı değildir. Hiç kimsenin temiz enerjiye itirazı olacağını sanmıyoruz. Bilakis mutlu olacaktır insanlar!
Bizim ÇET toplantısın da vurguladığımız bu enerji kaynağını yaratırken doğal kaynaklarımızın yok edilmesi ve çevre kirliliği ile doğa verdiğimiz zarardır. Bunların olmaması ve ortadan kaldırılması hususunu gündeme getirip dikkat çekmekti.
Rüzgâr güllerinin bilinçsiz bir şekilde yaygınlaşması ve Tarım alanlarının ve ormanların yok edilmesi gibi doğa katliamına seyirci kalınmamasına dikkat çektik! Sinekli, Gümüşpınar, Danamandıra ve Çatalca civarında kum ocakları ile yeterince tahribata uğrayan ormanların yanı sıra rüzgâr güllerinin de tarım alanları ve ormanlara yapacağı tahribata dikkat çekmekti. Aynı bölgeye kapasitesinin çok üzerinde rüzgâr gülü monte etmek, yöre üreticisinin ve orman köylüsünün geleceğini yok etmek demektir.
Silivri Kent Konseyi, Kuzey Ormanları Savunma Grubu, Silivri Çevre Derneği, Silivri Harita mühendisleri odası temsilciliği ve yöre muhtarlarının katılımıyla Tarım alanlarının ve Ormanlık alanlarının yok olma tehlikesine dikkat çektik…
Silivri Kent Konseyinin Basın bildirgesi ve gündem fotoğrafları ektedir…
Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yazın