Ekrana bakıyorsunuz; ne bir açıklama var ne de bir veda. Mesajlar ortada kalmış, karşı taraf adeta buhar olup uçmuş. Modern ilişkilerin en sık rastlanan manzaralarından biri bu. Buna kısaca ghosting yani iletişimi tamamen ve kalıcı olarak kesmek diyoruz. Ama mesele sadece bundan ibaret değil; mesajları beğenip ya da soğuk emojilerle geçiştirerek yavaşça uzaklaşma (soft ghosting veya caspering), aylar sonra hiçbir şey olmamış gibi yeniden ortaya çıkma (zombieing) ya da karşı tarafa umut verip asla somut bir adım atmama (breadcrumbing) halleri hayatımızın olağan akışı haline geldi.
Peki, bir insan durduk yere neden veda etmeden kaybolur?
Veda Etmeden Kaçmanın Anatomisi
Modern ilişkiler artık birer sorumluluk kaçamağına döndü. Karşısındakine iki kelime açıklama yapmak yerine buharlaşmak moda oldu.
-
Ghosting: İletişimi tamamen kesmek.
-
Soft Ghosting / Caspering: Mesajları beğenilerle veya soğuk emojilerle geçiştirip ilişkiyi sinsice bitirmek.
-
Zombieing: Kaybolan kişinin aylar sonra hiçbir şey olmamış gibi geri dönmesi.
-
Breadcrumbing: Umut vermek için ufacık ilgi kırıntıları atıp asla somut adım atmamak.
Böyle bir durumla karşılaştığımızda düştüğümüz ilk ve en büyük tuzak, suçu hemen kendimizde aramak oluyor. "Acaba yanlış bir şey mi söyledim?", "Fazla mı üstüne gittim?" diyerek kafayı yiyoruz. Çünkü insan beyni bir anlam makinesidir; ortada açık bir uç, kapanmamış bir hikaye kaldığında bir açıklama bulana kadar deli dana gibi döner durur. Psikolojide buna "kapanış ihtiyacı" denir. Hikayenin sonu elimizde olmayınca beyin en kötü senaryoyu yazar ve faturayı bize keser. Oysa gerçeğin bizimle olan bağı çoğu zaman oldukça zayıftır.
Antik Atina’da insanlar şehirden ayrılmadan önce agoraya çıkar, dostlarıyla tek tek vedalaşırmış. Şimdi ne o törenler kaldı ne de bu olgunluk. İnsanlar bir anda ortadan kayboluyor. Bu kaçışın ardında yatan psikolojik nedenler ise şunlardır:
-
Çatışmadan kaçan çocuk refleksi: Sürekli eleştirilen veya itiraz ettiği için cezalandırılan çocuklar, büyüdüklerinde çatışmayı bir güvenlik tehdidi olarak kodlarlar. Sizinle bir sorun yaşadığında bunu çözmek yerine geriye çekilir, kaçmayı tercih ederler. Konu siz değilsinizdir; mesele onların yıllardır taşıdığı o çocukluk stratejisidir.
-
Taşan bardak: Hayatın stresi, iş, aile derken aşırı yüklenen insan, boğulduğunu hissettiğinde ağırlıklarını atmak ister. Bu noktada siz kötü biri olduğunuz için değil, taşıyabileceği yükün sınırını aştığınız için harcanırsınız.
-
Kapısı kilitli kalp (Kaçıngan bağlanma): Bu kişiler yakınlıktan değil, yakınlığın getireceği incinme ihtimalinden korkarlar. İlgi gördüklerinde, terk edilme korkusu tetiklendiği için bilinçaltı bir refleksle kaçmaya başlarlar. Tango adımları gibidir; siz yaklaştıkça onlar uzaklaşır.
-
Simetrisiz bağ: Aristoteles’in dostluk kategorilerinde olduğu gibi; sizin erdem bağı sandığınız şey, karşı taraf için geçici bir fayda veya zevk ilişkisinden ibaret olabilir. Seviye tutmadığında bağ kendiliğinden kopar.
-
Sahte ekran yakınlığı: Dijital çağda ekrandan iletişim kurmak, bir tuşla engelleme lüksü sunduğu için bağı koparmayı fazlasıyla kolaylaştırır. İnsanlar dijital bağı gerçek bağ zanneder.
-
"Benim kimseye ihtiyacım yok" maskesi: Bağımsızlıkla kafayı bozmuş kişiler için başkalarına ihtiyaç duymak kendi imajına bir tehdittir. Kırılganlığı maskelemek için insanları iterler.
-
Kontrolü kaybetmemek: İlişkiyi bir güç savaşı olarak görenler, karşı taraf onları gerçekten tanırsa kontrolü kaybedeceklerinden korkar ve gerçekler ortaya çıkmadan ipi keserler.
Ne Yapacağız?
Ortadan kaybolan biriyle karşılaştığınızda yapacağınız ilk şey net, suçlamayan bir mesaj atmaktır: "İletişimin koptuğunu fark ediyorum, kısa bir konuşma yapabilir miyiz?"
Ancak gerçekçi olalım; bu mesajların büyük çoğunluğuna cevap gelmez. Cevap gelmediğinde kapanışı kendi elinizde sizin yapmanız gerekir. Olayın sizin yetersizliğinizle değil, karşı tarafın kaçış mekanizmalarıyla ilgili olduğunu kabullenmelisiniz.
Romalı hatip Cicero’nun dediği gibi: "Doğru söylenmiş söz ilişkiyi taşır, söylenemeyen söz onu sessizce bitirir." İnsanların veda etmeden kaçmasının temel sebebi de duygularını net bir şekilde ifade edememeleridir. Kelimeleri doğru kurmayı öğrenmek, bu tarz belirsizlikleri en aza indirir. Unutmayın; sessizce giden biri, hayatınızda gelecek daha sağlıklı ilişkiler için sadece yer açıyordur.
Kaynak ve Esinleme
Bu içerik, Oğuz Benlioğlu'nun YouTube üzerindeki analizlerinden ve "İnsan Neden Veda Etmeden Kaybolur?" başlıklı video çalışmasından esinlenilerek kaleme alınmıştır.
-
Video Bağlantısı: Oğuz Benlioğlu - İnsan Neden Veda Etmeden Kaybolur?
Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yazın