1960: Türkiye’nin İlk Bilgisayarı Ankara’ya Geldi
Takvimler 1960. Türkiye’de henüz internet yok.
Kişisel bilgisayar yok. “Bilgisayar mühendisi” diye bir meslek bile yok.
Ama Ankara’da, Karayolları Genel Müdürlüğü’nde önemli bir şey oluyor.
Türkiye’ye bir makine geliyor:
IBM 650 Data Processing Machine.
Ve Türkiye’nin bilgisayar çağı başlıyor.
Bugün bir telefonun içine sığan teknolojiyle karşılaştırınca devasa ve ilkel görünüyor. Ama 1960’ta asıl mesele makinenin ne kadar küçük ya da büyük olduğu değildi.
Mesele şuydu: Bir makine artık karmaşık hesapları insanlardan çok daha hızlı yapabiliyordu.
Neden Karayolları?
İlk bilgisayarımız bir teknoloji şirketine değil, bir üniversiteye de değil, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne gitti. Çünkü Türkiye’nin önünde büyük bir mühendislik problemi vardı: Yollar, Köprüler, Güzergâhlar, Maliyetler, Karmaşık mühendislik hesapları.
IBM 650, bu hesaplama yükünün azaltılmasında kullanılmaya başlandı.
KGM’ye göre makine yaklaşık 12 yıl hizmet verdi.
Yani Türkiye’nin bilgisayar hikâyesi, biraz da yol yapma hikâyesidir.
Peki IBM 650 nasıl çalışıyordu?
Bugün bilgisayarı açıyoruz, klavyeye birkaç tuşa basıyoruz ve program çalışıyor.
1960’ta durum tamamen farklıydı.
Veriler delikli kartlarla giriliyordu.
IBM 650’de yaklaşık 2.000 kelimelik tambur bellek bulunuyordu ve sistem elektronik lambalarla çalışıyordu.
Programlama ise yalnızca kod yazmaktan ibaret değildi. Kartlar, kontrol panelleri ve kablo bağlantıları bilgisayarın çalışma dünyasının bir parçasıydı.
Bugün:
print("Merhaba Dünya")
yazıyoruz.
O zamanlar bilgisayara bir işlem yaptırmak bambaşka bir mühendislik işiydi.
Makine yalnızca bilgisayar getirmedi.
IBM 650’nin etrafında yeni bir insan grubu oluşmaya başladı:
Programcılar. Operatörler. Teknik personel. Bilgi işlem çalışanları.
Türkiye Bilişim Derneği kayıtlarında, dönemin ilk programcılarından biri olarak
Kaya Kılan'ın adı geçiyor.
Yeni bir meslek kültürü de doğmaya başladı.
Ve bundan sadece bir yıl önce...
1959’da Erzurum’da Cahit Arf kürsüdeydi.
Sorusu şuydu:
“Makine düşünebilir mi?”
1960’ta Türkiye ilk bilgisayarını kullanmaya başladı.
1959 → Makinenin düşünmesi tartışılıyor.
1960 → Makine Türkiye’ye geliyor.
Aradan 66 yıl geçti.
Bugün bilgisayarlar metin yazıyor, görüntü üretiyor, kod yazıyor, ses tanıyor ve soruları cevaplıyor.
Ve biz hâlâ aynı sorunun etrafında dolaşıyoruz:
Makine gerçekten düşünebilir mi?
Belki de Türkiye’nin 2026’daki yapay zekâ hikâyesini anlamak için önce 1960 Ankara’sındaki IBM 650’ye bakmak gerekiyor.
Çünkü bugünün yapay zekâsının hikâyesinde kartlar, kablolar ve lambalar da var.
1960, Ankara. IBM 650. Türkiye’nin dijital çağındaki ilk büyük adım.
Karayolları Genel Müdürlüğü — Türkiye’de Kullanılan İlk Bilgisayar
https://lnkd.in/ddcDbSwi
Türkiye Bilişim Derneği — 30 Eylül Türkiye Bilişim Günü
#Türkiye #TeknolojiTarihi #BilgisayarTarihi #IBM650 #DijitalTürkiye #Bilişim #YapayZeka #Karayolları
Türkiye’nin İlk Bilgisayarı