Dünür

CHP’nin 36.olağan kurultayını izledik. Kimimiz TV’lerden, kimimiz ise bizzat gidip, katılarak!… Bizi oldukça ilgilendiriyordu; çünkü Muharrem İnce bizim dünürümüz oluyordu. Dünürü desteklemek için otobüs dolusu partilimiz Ankara yollarına düştü!Cumhuriyet Bayramlarında 30 kişi bir araya gelemeyen İlçe örgütü, dünürü desteklemek için Ankara’ya “Atatürk’ün Askerleriyiz”  sloganlarıyla gittiler.

Otobüs bedava,  yolluk bedava, su bedava, hava bedava (!) Yani “bedava yaşıyoruz” ve bedavaya alkışlıyoruz memleket meselelerini…  Şu bedava kumanya yüzünden telef olacak, gidecek çok insanımız.  Yüz kişi zehirlenmiş, 2. günde dağıtılan kumanyalardan!

Bizim, dünürle tanışmamız Mustafa Sarıgül’ün dayanışma gecesi yemeğinde oldu! 23 Kasım 2013 gecesi, katıldığı yemekte yaptığı konuşma ile Silivrileri coşturmuştu ama beni ta ki o zaman bile memnun edememişti…  Çıktığı sahnede “Bölükbaşı siyaseti” yaparak, şov yapmaya çalışmıştı. Değişen bir şey yok! Sadece dünürümüz oldu!…

36. kongreyi medyadan takip ettim. Sayın İnce’nin, birinci konuşması için söyleyecek söz bulamıyorum. Konuşma üslubu (biçem) özenle seçilmişken, ikinci konuşmasında biçem ve içerik ayrışması vardı.  Bunu sorgulamadan geçemeyeceğim! Yani neyi, nasıl söylüyoruz? Konuşma içerisinde “ne anlatıyoruz?” sorusuna içerik deriz. “Nasıl anlatıyoruz?” sorusu da biçem  olarak adlandırılır. Bu açıklamayı yaptığım için beni bağışlayın ama dün gece Sayın İnce bunu bize yaşattı. Birinci konuşmasında ne kadar hayranlık uyandırdıysa ikinci konuşmasında o denli kahretti.  Akıllara hemen şu soruyu getirdi.

“Sayın İnce bu yarışa girerken koşulları bilmiyor muydu?”  Delege oluşumu bir gecede gerçekleşmediğine göre ikinci konuşması abesle iştigaldir. Cüz-i İrade göstermiştir.

Sayın Kılıçdaroğlu, şimdilik kazandı ama artık iki cephede savaşması gerektiğini unutmasın! Kimisine göre HDP ile işbirliği yapıyor, kimisine göre de Ak Parti ile işbirliği yapıyor. Yani, ne Musa’ya, ne de İsa’ya yaranabiliyor!…

CHP 1935’ten bu yana tüzüğünü değiştirmemiştir! Bunu bildikleri halde herkes kaderine razıymış gibi davranıyor, seçimi kaybedince de buna isyan ediyorlar! 1972’de Rahmetli İnönü- Ecevit çekişmesini örnek gösteriyorlardı. Nasıl bir alaka ise?… İnönü 88 yaşında iktidarı kaybettikten bir yıl sonra vefat etmiştir!

Bizim dünürcüler, güzel bir Ankara gezisi yapıp, Bolu dağında kahvaltılar, akşam yemekleri görüntüleri ile döndüler.  CHP’de delege sisteminden yakınıyorlardı. İyi de adama sorarlar, İlçe seçimlerinde delegeye evet!  “üstelik delegeleri kendin ayarla” , kurultayda delege sistemi kalksın! Çifte standartlı siyasetinizi sevsinler!…

Bugün çok güzel bir söz vardı sosyal medyada çok hoşuma gitti!

“Kazananı değiştirmek için önce kaybedeni değiştirmek gerekir” demiş partilinin biri. Ne kadar da doğru söylemiş!.. Dünür de iki oldu kaybediyor. Oturup, irdelesinler önce (!) Neden ve nasıl? Diye

Kim ki 83 yıllık tüzüğü değiştirecek, o zaman oturur, CHP’yi tekrar konuşuruz…

Gelelim bizim dünüre!…  Kurultay boyunca ne yaptı dersiniz?

Belediye Başkanımız Sayın Işıklarda boş durmayıp,  çok değerli dünürünün tanıtım, afiş, baskı işlerini ve birçok il ve ilçenin örgütlerini kurultaya taşıma işini de üstlenmiş diye duydum.

Harika bir dayanışma, Silivri adına da iyi bir tanıtım olmuştur sanırım! Ne yazık ki kaybettiler…

Benim sorum çok basit. Bütün bu harcamaları nereden finanse ettiğidir!  Onlarla birlikte kaybeden kimler?…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati

İfade Özgürlüğü

İşin Aslı

Hezeyan ya da Sanrı

Niyetli Bir Yazı

Vizyon Meselesi

İlgili Yazılar

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati

İfade Özgürlüğü

İşin Aslı

Hezeyan ya da Sanrı

Niyetli Bir Yazı

Vizyon Meselesi