Ana SayfaLütfü ErtürkBir Masalmış Geçen Yıllar 2

Bir Masalmış Geçen Yıllar 2

1980 yıllar, Türk toplumunun; “Dur bakalım ne olacak” beklentileri ile Siyasi çözümleme süreci yerine çözülme sürecine girmiş olması cuntanın da işine gelmiş, iki yılın sonunda anayasa oylaması ile birlikte kendilerini de aklamış oldular.

Genel seçimlerin en önemli olayı, kendini anayasa oylaması ile Cumhurbaşkanı seçtiren Kenan Evren’in; Anayasa oylaması gibi geçeceğini sandığı genel seçimler için Türk halkına adeta altın tabakta sunduğu Turgut Sunalp Paşadan ağır bir hezimet yaşayacaktı. Halk, Evren’in işaret ettiği Sunalp Paşa’yı (Milliyetçi Demokrasi Partisi MDP) değil, adaşı Turgut Özal’ı (Anavatan Partisi) oyların 45.14’nü alarak 1. Parti seçilmişti.

1983 Genel seçimlerine yeni kurulan 3 parti girmişti. Eski partiler o tarihte yasaklı idi. Anavatan Partisi, 45.14, Halkçı Parti 30.46, Milliyetçi Demokrasi Partisi 23. 27 ve bağımsız adaylar 1.13 olarak gerçekleşmişti.

Biz Silivri’mizdeki yerel seçimlere dönelim. 1984 Yerel seçimleri Silivri’nin, cunta sonrası ilk demokrasi sınavıydı. 6 parti ile girdiler seçime! SODEP, Erdal İnönü’nün liderliğinde kurulmuş, CHP’nin gelmekte olduğunun sinyallerini veriyordu. Genel seçimlere giremeden, Yerel seçimlerle sahne almış olacaklardı. Halkçı Parti seçime Sait Girgin ile giriyordu. SODEP İlçe başkanı Talat Soyarslan’ı aday göstermişti. Evren’in partisi MDP ise Silivri’nin sevilen yüzü (Dayı Mehmet’i) Mehmet Engindeniz’i aday gösterecekti. Genel seçimlerin galibi ANAP ise Savaş Haseski ile yarışacaktı. Doğru Yol Partisi (DYP) Rıdvan Gümüşoğlu ile, Refah Partisi Mehmet Özhüsrev ile yarışa girdiler.

Sürprizle sonuçlanmıştı!.. Halkçı Parti adayı Sait Girgin yakın takipçisi SODEP adayı Talat Soyarslan’a karşı seçimi alacaktı. Sait Girgin bu geçiş döneminde başkanlığı en iyi şekilde temsil etmiş, şehircilik çalışmalarında ekibi ile birlikte başarılı işlere imza atmışlardı.

1982 Anayasasında %8’lik hayır oranı insanların birbirine güvenini sarmıştı. Sokakta herkes “Hayır” diyordu ama gerçek öyle zuhur etmemişti…

Oysa, bu halk kendi içinden çıkarıyordu bu tür yaşanmışlıkları. İşte, Anayasa oylaması tıpkı yerel seçim oylamalarının bir örneği gibiydi.

1984 yerel seçimi, Silivri’de sessiz sedasız geçecekti. 1983 genel seçimleri ayrı bir yıkıntı olmuştu. Turgut Özal’ın partisi alışılmışlığın dışında işler yapıyordu. Yasaklar kalkıyor, eski partiler tek tek açılıyor, demokrasi adına yeni hikayeler yazılıyordu. İşte 1984 yerel seçimleri Silivri’mizin yeni bir dönüm noktası olacaktı. 6 parti birden seçime girecekti. İşin garip yönü; Şaban Demiray, ANAP’ın adayıdır ama yine diploma krizi çıkacak ve saatler kala adaylıktan çekilecekti. Yerine Savaş Haseski aday oldu.

Sait Girgin ve arkadaşları (HP) 349 oyla yakın takipçisi Talat Soyarslan’ı (SODEP) geçerek” Yerel Yönetimin” galibi oldular. Asıl iyi gelişen bir durum da diğer partilerin Meclis üyeliklerine girebilmeleriydi.

Sait Girgin, Silivri’nin sevilen yüzü, gülümseyerek çözemeyeceği hiçbir şey yoktu. Sabah erken çıkar, çarşı esnafını ziyaret ederek dertlerini dinler, kahvesini içer sonra işinin başına dönerdi.

Şaban Demiray’ın yaptığı yeni belediye binasının ön yüzüne belediyeciliğe çok güzel bir anlam yükleyen bir seramik pano ilk icraatı oldu.

Şaban Demiray’dan yarım kalan işleri tamamladı. Otelin ve dükkanların inşaatını bitirdi. 3. Kordon boyunu tamamladı. 1987 yılında belediye kooperatiflerini hayata geçirmek üzere üyelik işlemlerini bitirdiler ama inşaat işleri kendinden sonra gelecek belediye başkanına kalmıştı. (Selami Değirmenci) O günlerde aklımda kalan anekdotlardan biri de Halkçı Parti Başkanı Necdet Calp’ın, Anap Başkanı ve Başbakan Turgut Özal’ın, “Asma köprüyü satacağım” demesine karşılık “Sattırmam” demesine bir örnekte Silivri’den gelmişti. Alibey Mahallesi sakinlerinden İbrahim Tezeller’ in (Mandacı) harmanlık bölgesine yapılmak istenen kooperatif evlerine, “Yaptırmam” diye karşı çıkmasıydı. Kim bilir, belki de o günün şartlarında haklı da olabilirdi. Meclis üyelerinin ne iş gördükleri değil, nasıl iş göreceklerinin sorgulandığı yıllardı. Yılmaz Kandemir, Sait Girgin’in gölgesi gibiydi. Tüm oluşumların Sait Başkan’dan geçip geçmeyeceğinin muhatabı idi. Üniversite de öğrenci oluşu onun legal siyaset yapmasını önlüyordu. Belediyeyi dışarıdan izliyor, Sait Başkanla görüş alışverişinde bulunuyordu. Hiç kimseye iş takibi fırsatı tanımıyordu. Birçok kavgalar bu yüzden çıkıyordu. Çevik Baysalgil, o yıllarda tek başına başkan yardımcısıydı.

Şehrimizin son panayırı’ da Sait Girgin zamanında oldu ve bir daha da gelmediler. Müsaade etmedi yani…

1984 Belediye Meclis üyeleri

1-Şerafettin Eren (HP)

2-Şinasi Günaydın (HP)

3- Mutafa Sorucu (HP)

4-Faik Priştine (HP)

5- İhsan Yıldız (SODEP)

6- Engin Altınçapa (SODEP)

7- Önsar Noyan (SODEP)

8-Nevzat Kocaoğlu (ANAP)

9- Muzaffer Sezginer (ANAP)

10- Ekrem Özer (DYP)

11- Namık Kezik (MDP)

1989’a kadar birçok işi bu yukarıdaki liste de isimleri yazılı meclis üyeleriyle hayata geçirdiler ama Sait Bey için iki önemli insan daha vardı. Hasan Karan abimiz ve Fuat Bulcan Bircan, belki meclis üyeliklerini onaylanacak kadar oy toplayamamıştı Halkçı Parti ama daha da fazlası, fikirleriyle Sait Başkan’ın mutlaka konuşmak ve danışmak istediği 2 önemli şahsiyettiler. Fuat Bulcan Bircan, çok sevdiği Şinasi Günaydın’ı Halkçı Parti de görmek uğruna kendi meclis sırasından feragat etmiştir. Bu gibi olaylar o yıllarda çok rastlanan olaylardı. Ya, kazanacaklardı ya da SODEP’in siyasi arena da ağırlığını hissedeceklerdi. Bu Bir yıl sonra gerçekleşecekti…

1985 yılında Halkçı Parti (HP) ve Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) birleşerek Sosyal Demokrat Halkçı Partisi’ni (SHP)’yi kurdular.

Her iki partinin o günkü görünümleri şöyleydi. Halkçı Parti CHP’nin tabanına sahipti ama Sosyal Demokrat Partisi; Erdal İnönü ile CHP’nin üst yönetimine sahip görünüyordu.

İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Bu Ne Perhiz…

9.Yazı…

İyi geldiniz…

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati

İfade Özgürlüğü

İşin Aslı

Hezeyan ya da Sanrı

İlgili Yazılar

Bu Ne Perhiz…

9.Yazı…

İyi geldiniz…

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati

İfade Özgürlüğü

İşin Aslı

Hezeyan ya da Sanrı