Bünye Meselesi

 

Halk, festivallere alıştı. Resmi Bayramları bünyeleri kaldırmıyor artık

CHP’li dostlarımız 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlaması sonrasında yakınıyorlar.

Çelenk koyamadık!

Sanırsın ki bütün dertleri çelenk koyamamak!

Gözünüze çarptı mı, tören meydanında kaç kişi vardı? Ben söyleyeyim yaklaşık 200 kişi. Bunun 100 kişisini protokole ayırın, 20-30 kişiyi de bandoya, mangaya sayın, geri kalır sana 70 kişi. Her zaman sorarız, “nerede bu devlet?” diye! Bende soruyorum şimdi,

“Nerede bu millet?”

Tören Başladı! İstiklal Marşı komutu verildi! O da ne?

Bandonun klarnetçisi, İstiklal Marşını dokuz sekizlik üflüyor. Bandonun şefi, şaşırmış durumda. Eller kollar bir tarafta, bandoyumu idare ediyor, müziğe mi eşlik ediyor, belli değil!.. Haksız da değiller hani, Uzun zaman oldu seremoniye katılmayalı. Bünye kaldırmıyor, çıkarın festivale döktürsünler de gör bakalım…

O da ne? CHP İlçe Başkanımız, ayağının ucuyla ritim tutmuş, içi fıkır, fıkır neredeyse çıkacak meydana… Öğretmenimiz, mikrofonun başında İstiklal Marşını söylemeye çalışıyor, hayatta yanlış yapmazdı ama gelin görün ki, o bile şaşırdı. Klarnetçimiz kendinden geçmiş dikmiş klarneti havaya üflüyor… Bir an Aklıma Selamsız Bandosu geldi. Halkımız, marşımızı söylemek için bir iki atak yaptı ama nafile…

Günün En güzel görüntüsü, Saadet Partisinden geldi. Yasak olmasına aldırmadan Atatürk’e çelenk getirmişler! Ağlamadan ve sızlamadan… “Dünyanın işine bak” ağlayasım var ama alkışladım onları.

Üç ay boyunca festival yap sonra aniden resmi bayrama gir. Olmaz, asla olmaz. İnsanın bünyesi bunu kaldıramaz. Öyle aniden ise hiç olmaz.

İllaki birilerine öfkelenmiş gibi yapacağız, birilerine suç atmamız gerekecek.

Çelenk Koyamadık!

Çelenk koymayı falan boş ver, Koy Sibel Can’ı bak, kaç bin kişi topluyorsun!

Ağustos sıcağında çekilir mi şimdi bu seremoni? Üstten güneş, alttan asfalt yakar adamı? Ne güzel, çelenkleri bırakıp gidiyorduk değil mi? Hatta bir ara tasarruf olsun diye çelenk koymaktan da vazgeçmiştik. Şimdi ne diyeceğiz ne anlatacağız halkımıza?..

Ben, bu yazıyı kaleme alırken; eminim ki sizler, düzenlediğiniz domates şenliğinde meşhur Klarnetçiye eşlik ediyorsunuzdur…

Eh, dedik ya bünye meselesi bu!

Şikâyet ederek, siyaset yapılmaz! Ters teper, geri teper, tepe taklak getirir anlamazsınız…

Bakıyorum, örgütçüler hep bir arada ama ortada görünen kimse de yok… Festival oldu mu herkes meydanda…

Börekti, çörekti, domatesti, kavundu, karpuzdu, Yoğurttu, pehlivandı, pilavdı, Nazım Gecesi, Ramazan Eğlencesi, bayramdı, seyrandı derken 10’un üzerinde eğlence programı tertiplendi.

Belediyenin bünyesindeki ve kiraladığı araçlarla koca yaz, yani 10 hafta boyunca Festivallere insan taşıdılar. Bir gün Silivri’ye, bir gün Değirmenköy’e, bir gün Selimpaşa’ya, bir gün Ortaköy’e, bir gün Kadıköy’e… Araçlar, gece yarılarına kadar çalıştı köylere…

Haydi, size bir örgütleme şekli söyleyeyim. Bir daha ki bayramlarda belki işinize yarayabilir. “Muhtarlar Derneği Başkanı Muharrem Eren’e bir ziyarette bulunun, çayını içerken, törenle ilgili isteklerinizi aktardığınızda, Silivri meydanına en az beş bin kişiyi toplardı. (Otobüsleriniz insanımızı taşımaya yetiştiremezdi)

Bırak töreni, Miting yapardınız miting. Ülkeye örnek olurduk. “Türk Köylüsü Ata’sını yalnız bırakmadı” diye manşet atardık, Ulusal Basında…

Dedik ya! Bünye meselesi bu…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati

İfade Özgürlüğü

İşin Aslı

Hezeyan ya da Sanrı

Niyetli Bir Yazı

Vizyon Meselesi

İlgili Yazılar

Unutulur!

Son Fasıl

Empati ve Sempati

İfade Özgürlüğü

İşin Aslı

Hezeyan ya da Sanrı

Niyetli Bir Yazı

Vizyon Meselesi