Ne dersek diyelim hiçbirimiz gerçek anlamda acılı ailelerin acısını paylaşıyor olmayacağımızı biliyoruz. Keşke için ise artık çok geç.
Artık ne yapmalı konusu yatırılmalı o kallavi meclis masalarına. O rahat geyik derisi koltuklar da oturmak rahatsız etmeli artık birilerini. Nasıl önlem alınmaktan öte, bu hâle nasıl geldi bu çocuklar? Sorusuna cevap aranmalı.
Yitirilmiş iki çocuk.
Birine melek diyoruz.
Diğerine deccal, cani
Çocuklar ne kara toprağa ne de parmaklıklar ardına konmamalıydı.
Önce aileler diyoruz. Aileler çocuk büyütmek konusunda eğitilmeli.
Çocuktaki farklılaşmayı, kötüye gidişi önce aile fark etmeli!
Hepimizin çocuğu özel ve kıymetli.
Ortak tek nokta çocuklarda psikolojik sorunların olduğu.
Aile bunu fark etmiyor olamaz. Herkeste ortak kanı, kanlı diziler, oyunlar. Sebep sadece bu olsaydı, bütün çocuklar katil olurdu.
Bu çocuklar araştırılsın. Kim bilir, şimdiye kadar görülmek uğruna neler yaptılar?.. Hangi işaretleri okuyamıyoruz? Tüm cevaplar çocuklarda saklı. Çocukların cenazelerine katılıp, ailelere baş sağlığı dilemek artık yeterli değil.
Olayın derinine inilsin artık. Bugün görmezden geldiğimiz hangi davranış? Yarın, ana haber bülteninde gözümüze sokulan bir vahşetin habercisi!
Saklamayın, sevgili aileler. Bu utanılacak bir şey değil.
Kendi çevremde de görüyorum. Çocuk, daha altı yaşında. Bütün sınıf illallah demiş durumda…
Aileyle konuşulamıyor bile. Kör bir savunma halindeler.
Ailenin verdiği cevap ürkütücü.
"Onun oldu olası dürtüleri var!"
Vurmak, ısırmak, boğaza sarılmak gibi tehlikeli dürtüler. Tetiklendiği anda çocuk bu şekilde karşılık veriyor.
Öğretmenler sus pus! Bırakın çare aramayı, ailelerin şikayetlerini bile dinlemiyorlar. Aranızda halledin, onlar çocuk.
Doğal felaketlerin bile haberci belirtileri vardır.
Ya da yanlış yapılaşmanın elbet bir gün felâkete yol açacağı bilinir.
Çocuklara depremden nasıl korunacağını öğretebiliriz. Sağlam okullar yapabiliriz.
Ama okulun içinde dolaşan bu saatli bomba çocuklara karşı ne yapacağımızı biz bilmiyoruz ki onlara nasıl öğretelim.
Aile! Aile! Aile!
Çocuklarımıza biraz da dışarıdan bakmayı öğrenelim.
Destek almanın utanılacak bir şey olmadığını kabul edelim artık. Anne babalar, çocuğun siciline yansıyacak telaşıyla görmezden geliyor.
Ana babalığın cahili olmaz.
Çocuklar bizim vitrinimiz değil.
Onlara aksesuar gözüyle bakmayı bırakın artık.
Görmezden gelinen bu çocuklar, başka bir ailenin gözünden sakındığını koparıp alabiliyor göğsünün ortasından.
İkisi de çocuk.
Okullardaki rehber öğretmenlerin görevi nedir?
Her okulda üçer beşer görev alıyorlar.
Ne kadar eğitimliler, yeterlilik belgeleri var mı?
Vaka ya sadece kaybedilen çocuklar diye bakamayız.
Olaya şahit olan çocuklar ne olacak.
Önüne cenaze aracı gelmiş, içinden ceset torbasıyla çocuk bedenleri taşınmış, koridorlarından çocuk kanı temizlenmiş bir okul artık eğitim yuvası olamaz.
Bakın, tedavi edilmeyen bir çocuk görmezden gelinince.
Tedavi görmek zorunda kalan yüzlerce çocuk nasıl tekrar hayata karışacak?
Okullarda ecza dolapları yeterli olsun.
Çocuklar kurşunla, bıçakla değil. Teneffüste koşuştururken dizleri yaralansın. Öpünce geçebilecek yaraları olsun. Artık bu son olsun! Ne kara toprağa, ne de demir parmaklıklar arkasına yakışmıyor çocuklar...
Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yazın