Öfke, insanın içinde biriken hayal kırıklıklarının, karşılıksız kalmış sevgilerin ve uğruna ömrünü tükettiği hâlde bir türlü ulaşamadığı huzurun sessizce büyüyen çığlığıdır. İnsan çoğu zaman öfkesini başkalarına yönelttiğini sanır; oysa en derin öfke, insanın kendi hayatıyla yaptığı hesaplaşmadan doğar. Sevmiş, güvenmiş, inanmış, bir şeylere sahip olabilmek için çabalamış, fakat bütün bunların sonunda kendisinden eksilenleri yerine koyamamıştır. İşte o zaman öfke, bir duygudan çıkıp insanın dünyayı algılama biçimine dönüşür.
Aşk, insana kendisini unutturacak kadar güçlü; kaybedildiğinde kendisine yabancılaştıracak kadar acımasızdır. İnsan sevdiğinde dünyanın bütün kötülüklerine karşı korunabileceğine inanır. Bir çift gözde sığınak, bir dokunuşta merhamet, bir seste bütün yorgunluğunu susturacak bir huzur arar. Fakat aşkın en büyük trajedisi, insanın başka bir kalpte kendisine ait olduğunu sandığı şeyi aramasıdır. Çünkü kimse bir başkasının içinde sonsuza kadar yaşayamaz. İnsan bunu anladığında ya sevgiyi özgür bırakmayı öğrenir ya da kaybetme korkusunu öfkeye dönüştürür. Ve bazen sevdiğini inciterek, aslında terk edilme ihtimalinden duyduğu korkuyu cezalandırmaya çalışır.
Para ise başka bir yanılsamanın adıdır. İnsan parayla güven satın alabileceğini, yalnızlığını hafifletebileceğini, geçmişin yaralarını kapatabileceğini düşünür. Oysa para, insanın ihtiyaçlarını karşılayabilir ama her ihtiyacının ardındaki boşluğu dolduramaz. Bir ev satın alabilir insan, fakat o evin içinde kendisini bekleyen bir kalp bulamayabilir. Dünyanın bütün kapılarını açacak güce erişebilir, ama gece başını yastığa koyduğunda kendisinden kaçacak bir yer bulamayabilir. Yoksulluk insanın onurunu yaralayabilir; zenginlikse bazen ona sahip olduğu her şeyin kaybedilme korkusunu yükler. Demek ki insanı ezen yalnızca parasızlık değil, hayatını para uğruna harcarken neyi kaybettiğini fark edememesidir.
Güven, bütün bu duyguların en kırılgan olanıdır. Bir kez çatladığında insan yalnızca karşısındakinden değil, kendi yargılarından da kuşku duymaya başlar. Dün hakikat bildiği sözleri bugün yeniden tartar; dün sığınak saydığı insanın yüzünde, daha önce görmediği bir yabancılık arar. Aldatılmanın acısı, yalnızca bir başkasının yalan söylemesi değildir; insanın kendi inancının altında kalmasıdır. Çünkü güvenen insan, karşısındakine yalnızca kalbini değil, gerçeği değerlendirme hakkını da bir ölçüde teslim eder. İhanet gerçekleştiğinde yıkılan, yalnızca ilişki değil, insanın kendi dünyasına duyduğu inançtır.
Peki, huzur nedir? Belki de insanın artık kimseye kendisini kanıtlamak zorunda hissetmediği, geçmişiyle kavga etmeyi bıraktığı, sahip olmadıklarının hesabını her sabah yeniden tutmadığı o nadir iç sessizliktir. Huzur, her istediğine ulaşmak değil, ulaşamadıklarının karşısında kendi varlığını değersizleştirmemektir. Ne var ki insan, çoğu zaman huzuru ararken öfkesini besler; öfkesini haklı çıkarmak için eski yaralarını hatırlar, eski yaralarını hatırladıkça bugünün ihtimallerini de zehirler.
Ve öfke, bütün bu duyguların kesiştiği yerde bekler: Aşkın karşılıksız kaldığı, paranın yetmediği, sevginin eksildiği, güvenin kırıldığı yerde… İnsan bazen öfkelidir, çünkü çok şey istemiştir hayattan; bazen de öfkelidir, çünkü istediği şeylerin ne kadar azının gerçekten kendisine ait olduğunu anlamıştır. Belki de en büyük yanılgısı, mutluluğu başkalarının davranışlarına, huzuru sahip olduklarına, değerini kendisine verilen sevgiye bağlamasıdır.
İnsan bir gün şunu anlayabilir: Öfke, haklı olmanın kanıtı değildir; acının sesidir. Her acı haklı bir öfke doğurabilir, ama her öfke doğru bir yol göstermez. Aşkı öfkeyle koruyamaz, güveni kuşkuyla onaramaz, sevgiyi hesapla çoğaltamaz, huzuru da geçmişin intikamını alarak bulamaz.
Çünkü insanın en büyük mücadelesi, dünyadan alamadıklarının hesabını dünyaya sormakla, elinde kalanları koruyabilmek arasında geçer. Ve belki olgunluk, hayatın kendisine borçlu olduğunu düşündüğü her şeyi istemekten vazgeçmek değil; o borcun tahsil edilemeyeceğini anladığında bile kalbini öfkenin insafına bırakmamaktır.
Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yazın