Ana SayfaEyyup Yaşarİstanbul’un Kırık Kanatları:

İstanbul’un Kırık Kanatları:

“Silivri’de Ekolojik Yıkım ve 2050 İmar Planı Çelişkisi”

“İstanbul’un kanatları olarak tanımlanan kuzey ormanları ve su havzaları, Silivri’de taş ocakları ve çimento fabrikalarıyla kanatları kırılmış bir kuş gibi çırpınıyor.”

“İSTANBUL VİZYON 2050 EYLEM PLANI”, doğa pozitif, iklime uyumlu ve kaynaklarını verimli kullanan bir şehir hedefiyle şekillendi. Çevre ve Ekoloji Meydan Okuma Alanı’nda ortaya konan stratejik çerçeveler; ekosistem temelli makroform, doğa pozitif kentleşme, iklime uyumlu altyapı, kirlilikle mücadele, sıfır atık yaklaşımı, kıyı ekosistemlerinin korunması, yenilenebilir enerji uygulamaları ve suyun sürdürülebilir yönetimi gibi başlıklarla İstanbul’u geleceğe hazırlamayı amaçlıyor.

Ancak Silivri’de yaşanan çevresel gelişmeler bu vizyonla taban tabana zıt bir tablo ortaya koyuyor. İlçede taş ocaklarının genişlemesi, çimento fabrikalarının kurulması, tarım alanlarını tehdit eden sanayi siteleri ve kaçak dökümler, ekolojik bütünlüğü bozan ve halk sağlığını tehdit eden sorunlar olarak öne çıkıyor. İstanbul’un kanatları olarak tanımlanan kuzey ormanları ve su havzaları, Silivri’deki bu uygulamalarla kırılmakta, şehrin ekolojik omurgası zedelenmektedir.

Taş Ocakları ve Kuzey Ormanları;

Danamandıra’ da ki taş ocakları yalnızca ormanları değil aynı zamanda Mandıra Deresi ve Terkos havzası gibi kritik su kaynaklarını da tehdit ediyor. Dinamit patlamaları, 1600 yıllık Roma su yollarında çökmelere yol açarken endemik bitki türleri yok olma riskiyle karşı karşıya. Oysa eylem planı, orman ekosistemlerinin korunması ve rehabilitasyonu için; orman köylerinde geleneksel üretim yöntemlerinin teşvik edilmesini, orman yangınlarına karşı gönüllülük esaslı müdahale modelleri geliştirilmesini ve sanayi faaliyetlerinin orman ekosistemine zarar vermesini engelleyecek düzenlemeleri öngörüyor. Silivri’deki mevcut tablo ise bu hedeflerle çelişiyor.

Çimento Fabrikaları ve Sanayi Siteleri;

Çanta bölgesinde yapımı devam eden çimento fabrikası ile, projesi henüz netleşmeyen ancak duyum aşamasında olan diğer çimento fabrikası girişimleri, yerleşim ve tarım alanlarına yakınlığı nedeniyle, halk sağlığına zarar verecek bir risk taşıyor. Tarım alanlarını tehdit eden sanayi sitelerinin genişlemesine izin verilmesi ise, Silivri’nin kırsal kimliğini zayıflatıyor. Oysa plan, tarım köylerinin gelişimini Tarım Ana Planı çerçevesinde düzenlemeyi, kentsel makroformun kırsal alanlara yayılmasını engellemeyi ve kırsal vasfını kaybetmiş alanları yeniden kırsal kimliğe döndürmeyi hedefliyordu. Silivri’de tarım alanlarının sanayi baskısıyla daralması, bu vizyonun pratiğe geçirilmediğini gösteriyor.

Kaçak Döküm ve Çöp Sorunu;

Tarım ve kamu arazilerine kaçak moloz dökümleri, ilçenin ekolojik dengesini bozuyor. Vatandaşların yere çöp atma alışkanlıkları, denetim eksiklikleriyle birleşerek çevreyi kirleten bir kültürün oluşmasına yol açıyor. İstanbul’un sıfır atık ve döngüsel ekonomi hedefleri, Silivri’de uygulanmadığı için kâğıt üzerinde kalıyor.

Su Kaynaklarının Tehdidi;

Silivri Çevre Derneği’nin raporlarına göre, maden ocakları dereleri kurutuyor ve yer altı su kaynaklarını baskı altına alıyor. Bu durum, İstanbul’un “Suyunu Koruyan Şehir” vizyonuyla açıkça çelişiyor. Kuzeyin kanatları, su damarları kurutularak zayıflatılıyor.

Kuzey Yaşam Koridoru ve Silivri;

Kuzey Ormanları’nın ev sahipliği yaptığı ekosistem, İstanbul’un “kanatları” olarak korunması gereken bir alan. Plan kapsamında kuzeye doğru yapılaşmayı engellemek için Kuzey Yaşam Koridoru Ana Planı öngörülüyor. Silivri-Çatalca hattı, Büyükçekmece Lagün Gölü – Terkos Havzası gibi ekolojik koridorlar, bu planın parçası. Ancak Silivri’de taş ocakları ve sanayi yatırımları bu koridorların bütünlüğünü tehdit ediyor.

Kültürel Habitat Alanları ve Silivri;

Silivri, Anastasios Suru hattı (Silivri-Çatalca) ve çevresindeki ekolojik koridorlarla kültürel habitat projeleri için potansiyel alanlardan biri. Plan, bu bölgelerde kültürel ve doğal mirasın birlikte korunmasını, sosyoekonomik iyileştirme süreçlerinin geliştirilmesini öngörüyor. Ancak mevcut uygulamalar, bu habitatların parçalanmasına yol açıyor.

Bütünleşik Koruma Envanteri;

Plan, İstanbul’un biyoçeşitliliğini ve kültürel mirasını korumak için bütünleşik bir envanter oluşturmayı hedefliyor. Silivri özelinde bu, derelerden tarım alanlarına, anıt ağaçlardan kırsal yerleşimlere kadar tüm değerlerin kayıt altına alınması anlamına geliyor. Bugün ise Silivri’de bu envanterin pratiğe yansımadığı, doğa ve kültürel mirasın yeterince korunmadığı görülüyor.

1/100.000 Ölçekli İstanbul İmar Planı ve Silivri;

Geçtiğimiz günlerde Silivri Kent Konseyi’nde gerçekleşen toplantı, çevre politikaları ile imar planı arasındaki öncelik farkını adeta gözler önüne serdi. İlçede uzun süredir gündemde olan çevre sorunları için, bu kadar temsilcinin ortak bir masada buluşmasında güçlük yaşanırken, 1/100.000 ölçekli İstanbul İmar Planı söz konusu olduğunda ise, kısa sürede bir araya gelinmesi oldukça dikkat çekti.

Bu tablo, kamuoyunda doğal olarak bazı soruları gündeme taşıyor: İstanbul’un 2050 vizyonu gerçekten ekosistem temelli, doğa pozitif bir gelecek mi hedefliyor, yoksa imar planı üzerinden şekillenen farklı öncelikler mi öne çıkıyor? Silivri özelinde yaşanan bu örnek, vizyon belgesinde yer alan “İstanbul’un kanatları” metaforunun ne kadar korunabildiğini sorgulatıyor.

Belki de asıl mesele, İstanbul’un kanatlarını kırılmaktan kurtarmak için mi çaba gösterildiği, yoksa 2050 planı üzerinden başka hesapların mı öncelik kazandığıdır. Bu sorunun cevabı, yalnızca Silivri’nin değil, İstanbul’un ekolojik geleceğini de belirleyecek.

İstanbul 2050 Vizyon İçeriği İle İlçemizde Çelişen Noktaları, maddesel bazda özetlemek gerekirse;

-Ekosistem Temelli Makroform → Taş ocakları su havzalarını ve ormanları tehdit ediyor,

-Doğa Pozitif İstanbul → Endemik türler yok olma riski altında,

-İklime Uyumlu İstanbul → Dinamit patlamaları tarihi su altyapısını çökertiyor,

-Kirlilikle Mücadele → Çimento fabrikaları hava kirliliği ve sağlık riski yaratıyor,

-Suyunu Koruyan İstanbul → Mandıra Deresi ve Terkos havzası baskı altında,

-Tarım Köyleri → Kırsal alanlar sanayi baskısıyla daralıyor,

-Kuzey Yaşam Koridoru → Silivri-Çatalca hattı ve ekolojik koridorlar tehdit altında,

-Kültürel Habitat Alanları → Anastasios Suru hattı ve çevresi parçalanma riski taşıyor,

-Planlama ve Katılım → Çevre için toplanmayan yönetim, imar planı için hızla bir araya geliyor.

Sonuç itibariyle;

Silivri’deki çevresel sorunlar, “İSTANBUL VİZYON 2050 EYLEM PLANI”nın hayata geçirme iddiasını zedeliyor. Ekosistem temelli, doğa pozitif ve iklime uyumlu bir şehir hedefi; taş ocakları, çimento fabrikaları ve kaçak dökümlerle yok sayılıyor.

Silivri bugün, İstanbul’un geleceği için bir turnusol kâğıdı gibi duruyor. Burada alınacak kararlar ve çevreye gösterilecek hassasiyet, aslında 2050 vizyonunun ne kadar sahici olduğunu gösterecek. Ancak bir yanda doğayı korumayı hedefleyen eylem planı, diğer yanda imar planı üzerinden şekillenen rant baskısı var. Hangisinin ağır basacağı, İstanbul’un kanatlarının gerçekten korunup korunamayacağını ya da ekolojik vizyonun kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm olup olmayacağını belirleyecek… 17.04.2026

Önceki İçerik
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

İlgili Yazılar