Nicesine sarıldım diyor, Aşık Veysel!
Ne güzel demiş değil mi?
Sadık bir yaren gibi görmüş kara toprağı… Geldiğimiz ve gideceğimiz yer olarak vurgu yapıyor…
Oysa, tarihler boyu öyle sanatçılarımız oldu ki “kara” diyerek leke çalınan korktuğumuz ve korkuttuğumuz toprakla yaşamayı, sevmeyi, işlemeyi, sevgiyi anlatmaya çalışıyorlar. 5 bin yıldır bu böyle; 5 bin yıl sonra da böyle olacak… Kesin!..
En sevdiğim sanat dallarından biridir Seramik. Belki de onunla tanışmam çocukluğuma denk gelişi yüzündendir. Çanakkale’nin Truva’dan bu yana her yanı seramiktir ve ben Çanakkale’yi bir başka severim…
Oğuz Aral sergi salonu 2025 yılında muazzam sergilere ev sahipliği yaptı.
2026 yılının ilk ayında yine şahane bir sanat dalına ev sahipliği yapıyor.
Nedir bu?
Seramik Sanatı!
Şehrimizin seramik sanatçılarından Gülcihan Yönet’ in, yöneticisi olduğu İLSE Seramik Atölyesinde çalışmalarını sürdüren kursiyerlerin eserlerini Silivri halkının beğenisine açmışlar.
Hani insanın olgunlaşması için “pişmek” sözcüğü kullanılır ya! Tam da bu olsa gerek. O nasıl bir pişmek, o nasıl bir renk armonisi, o nasıl bir sanat derinliği, dakikalarca seyre dalıyorsunuz…
Ben çocukların çalışmalarını izlerken şaştım kaldım. “Olamaz” dedim.
Meğer oluyormuş!
6 yaşında bir kızımızın çalışmasını görünce inandım. Çünkü minik sanatçı eserinin yanı başında idi…
Truva ziyaretinde gördüğüm antik çağ eserlerinin birer kopyalarına rastladım. Çok sevindim. Sanat çalışmalarına derinlik ve tarih katmışlardı…
Öncelikle seramik sanatçımız Gülcihan Yönet’i alkışlıyor ve şehrimize onlarca sanatçı kazandıracağı için can-ı yürekten kutluyorum…
Tebrikler Gülcihan, bu tür etkinliklerinin daha çok olması dileği ile…
Oğuz Aral Sergi Salonunda… Kaçırmayın derim…
