Ana SayfaErdal SezginBu ayıp bana (bize) yeter !

Bu ayıp bana (bize) yeter !

Siz evsizleri hep kar yağınca mı anımsarsınız ? Ben her zaman anımsarım. Hem de utanarak !

Bir anımı paylaşarak sizleri on yıllar öncesine götüreceğim.

Biga’nın da bir evsizi vardı. Babam yaşında… Selamlaşırlardı karşılaştıklarında. Yaşam öyküsü yeterince bilinmezdi ama kendi ifadesine göre bir zamanlar fotoğrafçılık yapıyormuş. Ressamlığı da varmış Foto Hikmet Mumcu . Ötesi bir giz. Başına neler gelmişse, işsiz kalmış. Tabii evsiz de …

Şimdiki adı Teceddüt olan (kim bulmuşsa Arapça bu adı (!..) Yenilik, yenileşme deseniz olmaz !) sokağı mesken tutmuştu. Mukavvadan yaptığı ev (!)inde sürdürüyordu yaşamını . Bu mekân (!) öğretmenevimizin yan kapısının karşısındaydı. O günlerin Şen Palas Otelinin arkasındaki yaya kaldırımına konuşluydu. Veee biz yüzlerce öğretmen, yıllarca burada mukim (!) birinin sefil yaşamını izledik. Sadece izledik!.. Yüzlerce öğretmen …Kimimiz devrimciydik (TKP’li , Kurtuluşçu, Doktorcu , Maocu (Perinçek gibi), kimimiz ülkücü, kimimiz dindardık, kimimiz ise hümanist (!..) Bu özelliklerimiz, betonun üzerine mukavva ev yapan Foto Hikmet’e yardım elimizi uzatmamıza yetmedi. Bir ara, dernek yöneticiler olarak hiç değilse geceleri lokalimizde yatmasını sağlamayı da düşündüğümüz oldu ama karşı çıkıldı. Ne olurdu, hiç değilse geceleri lokalimizin kapısını açsaydık, su verseydik, çay verseydik,bir tas çorba koysaydık önüne . Dincisi, ülkücüsü, hümanisti, komünisti karşı çıktı. Belki kokuyordu, üstü başı perişandı. (!) Bizden uzak durmalıydı (!) Aslında o dönemde, yönetici arkadaşlarım kararlarıma karşı çıkmazdı. Az buçuk da otoriterdim (!) İşte bu yüzden utanıyorum utanıyorum (!)

Küçük bir araştırma yaptım.

Kar yağınca anımsanan (!) Foto Hikmetler’in sayısı 70 bini buluyormuş ülkemizde. Bunların 8-10 bini İstanbul’da. Bizler , bu soğuklarda kombimizi biraz daha açsak da olur, 400 yerine 450 TL ödeyiveririz, dediğimiz günlerde bu insanlar ne yapıyor, ne yiyor, içiyor diye aklımızdan geçiriyor muyuz? Onlara sahip çıkabiliyor muyuz?

Var var, sahip çıkanlar da var.

Umut Ol , Hayata Sarıl, Erdemliler, Şefkat, TÜMYAD, Çorbada Tuzun Olsun, Yardım Eli, Yardım Eli Derneği ….. gibi…

Onlardan birinin başkanı şöyle diyor : ‘’ Evsiz kalmak, sadece ‘sokakta yaşamak’ kadar basit değildir. Sokakta kalanlar belli bir süre sonra suça yönelebilirler de. Bu sorunun çözümü, sadece battaniye ya da sıcak çorba dağıtmak değildir !’’

Aslında hepimiz evsiziz. Yarınların neler getireceği bilinmez. Örneğin derneğimizin kucak açtığı kişiler arasında , diş doktoru, polis ve avukat vardı.

Bu insanların evsiz kalmalarının nedeni %90 ekonomik. İçlerinde genci var, yaşlısı var, hastası, kadını, sakatı var.Kimi Türk, kimi Pakistanlı, en fazla da Suriyeli… Sınırların açılacağını duyunca koşup gelenler… Çoğunluğu 25-50 yaş arası. Birazı da 65’i geçme mutluluğuna (!) erenler… Ama siz onları sokakta pek göremezsiniz. Çünkü saat 13.00’ten sonra evlerinden (!) çıkmaları yasak.

Üstü başı göz zevkimizi bozduğu (!) tenleri koktuğu (!) için evsizler , AVM’lerden uzak durmalı, ATM kabinlerine yaklaşmamalı (!) Alış-veriş mi yapacaklar sanki, para mı yatıracak bankaya ya da çekecekler (?..)

İçlerinde bali, tiner çekenler de var. Bağımlılık yaşı 13-25 arası. Genellikle onlar suç işlemeye eğilimli. Küskünler topluma. Kendilerine değer verilmediği, hatta tiksinildiği kanısındalar. En kızdıkları şey de mikrofon uzatılması. Alaattin Aslan da bunlardan biri.Ama muhabiri kıramamış. Ürettiği savsözle başlıyor: ‘’Bana bakma, bana gel !’’ Tiksinerek bakıyorlar bizlere, diyor. Gezdirmek üzere sokağa çıkardığı köpeği, kakasını yapıyor, poşetle onun b..unu alıyor tiksinmiyor da bizden niye tiksiniyor, bu bizi yaralıyor, diyor.

Devam ediyor Aslan;elimde olmayan nedenlerle bu yola düştüm. Aile içi geçimsizlik yarattı bu sonucu. Koah hastasıyım. Reçetem cebimde. Param olmadığı için ilaçlarımı alamıyorum. İnceldiği yerden kopacak, ne diyebilirim ! Son banyomu üç buçuk ay önce yapmıştım! Bulduğum kitabı, gazeteyi okurum.

Bir dokun, bin ah işit. Her birinin geçmişi acılarla dolu.

‘’Belediye evimi yıktı, yer göstermedi, ben de …’’

‘’Hastalandım, yedi ay tedavi gördüm, evimi arabamı satmak zorunda kaldım. Eşim başkasıyla kaçtı, gitti ! Güçlüklerin altından kalkmaya çalışıyorum ama evlatlarımın özlemi bitiriyor beni.’’

‘’Yurtta kalıyordum. Yaşım dolunca attılar dışarı. Para bulursam annemin yanına döneceğim. Babam da cezaevinden çıkacak. Mutlu bir yaşam sürdüreceğim.’’

‘’Beş aydır tıraş olmuyordum. Eline sağlık berber kardeşimin. Can Yücel’e benzetti beni .’’

‘’Kaymakamlığa başvuruyorum. Elime 10 lira 20 lira sıkıştırmak istiyorlar. Ben dilenmeye değil, iş istemeye geldim diyorum, reddediyorum.’’

‘’İşten atıldım, kiyat toplamaya başladım, ancak akciğerlerimden rahatsızlandım. Artık işe de çıkamıyorum !’’

‘’ Sabıkalıyım diye işe almıyorlar !’’

‘’Yaşlı bir manitaya vardım. Adam felç oldu. Oğlu beni kapı dışarı etti!’’

‘’ Üç aydan üç aya 540 lira emekli maaşı alıyorum. Bozdur bozdur harca !’’

‘’ Misafirhane ya da spor salonuna giden birçok arkadaşım fazla kalmadan ayrılıyor. Sokaktaki mekânını kaybetmekten korkuyor. Kontrolsüz yaşam onları madde bağımlılığına kadar götürüyor. Suça eğilimli duruma da geliyorlar.’’

Bir haftaya yakın bir süredir bizi esir eden kar yarın kesiliyor. Metro istasyonları, terkedilmiş binalar, eski otolar , mukavva evler müdavimlerine kavuşacak! Ama Foto Hikmet, dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmıştı. Dönemeyecek.

Utanıyorum!..

Kar yağmasa da ben onu unutmayacağım!

İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..

İlgili Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..