Yamaçtepe-2 RES İtirazı Hakkında…
“Silivri’nin doğası ve çevresel kültürü yok sayılıyor, biz susmuyoruz.”
Duyurusu yapılan ÇED Toplantısı için; Danamandıra’ da bir köy düğün salonunda, kışın ayazında toplanan insanlar vardı. Tarih 30 Ocak 2025’ti. Dernek ve STK başkanları, avukatlar, çevre gönüllüleri ve köy muhtarları… Hepsi bir araya gelmişti. Ama toplantı başlamadı. Çünkü halkın katılımı yoktu. Tutanaklara geçti: “Toplantı yapılmamıştır.” İmzalar atıldı, tanıklıklar kayda geçti.
Aradan bir yıl geçti. Şubat 2026 geldiğinde ve ÇED süreci nihai kararı da yayınlanınca, Silivri’nin farklı kurumları ve dernekleri adeta tek nefes gibi, kendi tarzlarınca seslerini yükseltti. Silivri Tarihi Kültürel Mirası Koruma Eğitim ve Araştırma Derneği, Silivri Çevre Derneği, Danamandıra Köyü Yardımlaşma ve Çevre Koruma Derneği, Gümüşpınar Mahalle Muhtarlığı, Silivri Kent Konseyi ve Danamandıra Mahalle Muhtarlığı… Hepsi dilekçelerle sürecin yanlışlığını ilgili kurumlara bildirdi.
Ama bir gariplik vardı. Çünkü, Mart 2026 ay sonunda gelen cevap dilekçesinde, İstanbul İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, halkın katılımı toplantısının yapıldığını ve ÇED Nihai Raporu’nun halkın görüşleri doğrultusunda hazırlandığını iddia etti.
Oysa resmi tutanaklar, halkın katılımının olmadığını söylüyordu. Gerçek ile beyan arasındaki bu çelişki, yalnızca bir idari hata değil; hukuka ve vicdana aykırı bir durumdu. İdarenin gerçeğe aykırı beyanı, hukuka uygunluk ilkesini ihlal etti. Ama bu kabul edilemezdi, tabii ki itirazı yapılacaktı.
ÇED Sürecindeki Çelişkiler
ÇED Yönetmeliği açıkça söyler: Halkın bilgilendirilmesi ve katılımı esastır. Toplantı yapılmadan sürecin ilerletilmesi mümkün değildir. Buna rağmen süreç ilerletildi. Ormanların, su kaynaklarının ve kültürel mirasın korunması yükümlülüğü yerine getirilmedi. “Taş yerinde ağırdır” derler; Silivri’nin doğası da kendi yerinde, kendi bütünlüğünde değerlidir. Onu başka amaçlarla tartıya koymak, hem doğaya hem insana haksızlıktır.
Silivri’nin Hak Ettikleri
Silivri, doğasıyla, tarihiyle ve kültürüyle anılmayı hak ediyor. Bu toprakların sesi, kuşların kanadı, suyun berraklığı ve kültürün derinliğiyle duyulmalı. “Su akar, yolunu bulur” misali, Silivri’nin geleceği de doğasında ve kültüründe yolunu bulmalıdır.
Silivri’nin Hak Etmedikleri
Silivri, çimento fabrikalarıyla, taş ocaklarıyla, RES tarlalarıyla ve atık tesisleriyle anılmayı hak etmiyor. Bu kent, betonun ve atığın gölgesinde değil, doğanın ve kültürün ışığında yaşamalı. “Ayağını yorganına göre uzat” derler; kalkınma da doğanın sınırlarını gözeterek yapılmalı, yok ederek değil.
Dileğimiz şudur ki;
Bizler, Silivri’de yaşayan çevreye duyarlı insanlar olarak, yetkililerden bu sürecin iptal edilmesini talep ediyoruz. Silivri sahipsiz değil. Bizler buradayız, takipteyiz. Çevremizi, suyumuzu, ormanlarımızı ve kültürel mirasımızı korumak için mücadelemize devam edeceğiz.
Çünkü bu kent, geleceğini doğasında ve kültüründe aramalı; betonunda ve atığında değil.
Bu mücadele hepimizin.
Lütfen sessiz kalmayın, Silivri’nin doğasına sahip çıkın…
EYÜP MAR.
01.04.2026
SİLİVRİ.
