Halâ da var, Halâ da çevre ve doğa için var olmaya devam etmektedir.
Yıl 1989 askeri darbenin izleri silinmeden, Özal’ın sistemi ülke çapında müthiş bir talanı başlatmış oluyordu. Doğanın florası ve faunası bu talanın karşısında yavaş yavaş yok oluyordu. Enerji üretimi adı altında doğaya acımasız bir şekilde saldırılıyor. HES’ler (Hidro Elektrik Santralleri) nehirlerin canına okurken, Aynı şekilde Termik Santraller de her yere kurulmaya başlanmıştı.
Doğanın bu şekilde katliam edilişine seyirci kalamayan Bir avuç duyarlı insan şehrin üzerindeki eller olmak için Bir çevre derneği çatısı altında bir araya geldiler.
Başlayış o başlayış!
Silivrili her bireyin şehri için mücadele etmesi gerekiyordu! Kısa zamanda birbirine kenetlenmiş insanların kurduğu bir çevre örgütü hayata geçti…
Başkanlık değişikliğinle birlikte Çevre Derneği bir ara mola veriyormuş gibi oldu ama uzun sürmedi bu tatil süreci!..
Ali Korsan Faktörü ortaya çıkıyor…
Yeni başkan, İlk iş olarak derneğin adının daha akılda kalıcı olması için derneğimizin adını “Kısaca Silivri Çevre Derneği” olarak değiştirerek, dernek amblemini de sadeleştirerek şimdi ki halini alması sağladı.
Doğa Katliamı, daha hızlı devam ediyordu. Silivri’nin kuzey ormanları kum ve taş ocakları tarafından talan edilecekti. Kum ve taş çıkarma bahanesiyle doğayı talan edeceklerdi. Danamandıra, Çayırdere, Beyciler, Sayalar köyleri direkt olarak etkilenecek ve diğer köylerde önce yol, su ve iklim olarak dolaylı etkilenmiş oluyorlardı.
Her türlü hazırlık yapılmıştı. Köyler ve okullara çevre tahribatı hakkında bilgi verilmiş görsel izlenimler izletilmişti. Katledilen ormanlar ve bitki örtüsü orman canlıları artık bir destek bulacaklardı. Buldular da!
Yeniden kanunlar değişti. Bu ülke de çevre bakanlığı bile kuruldu.
Artık önüne gelen ocak açamıyor, nehir sularını HES adı altında kullanamıyordu.
Silivri Çevre Derneği ülke çapında bir işe imza atmıştı. Bergama’ya altın madenlerine karşı direnişe geçti, Ergene Havzasının direnişine gitti, Bayramiç Ormanlarının direnişinde oradaydı. Çorlu Zehirli Atık Projelerine karşı direnişin liderliğini yaptık ve Longoz Ormanlarının Nükleer Santraline karşı koruyucu olarak gidiyor ve protesto ediyorduk. Ülke çapında direnişlere katılıyorduk. Nükleer Santrallerin boykot edilmesine parti ve derneklerle birlikte Binin üzerinde sivil toplum kuruluşuyla birlikte hareket ettik. Yeşil ve Sol platforma toplantı ve yürüyüşlerinde destek verdik.
Bölgenin uluslararası platformlarda 2 çevre derneğinden biriydik…
Fas, İsviçre, İspanya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, çevre toplantılarına davet edilen aynı zamanda WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), Greenpeace ve IUCN (Uluslararası Doğa Koruma Birliği) ne üye olan Silivri’mizin gururu bir çevre derneğimiz var…
Bugünkü koşullarda ters düşmediğimiz bir belediye yönetimi yok gibi görünüyor.
Nedenini hepimiz çok iyi biliyoruz!..
Son bir yıldır. Çok büyük mücadeleler vermekteyiz. Birkaç cephede birden savaşıyoruz. Taş ocakları, katledilen kuzey ormanları, yeraltı su kaynakları, tarım arazilerine kurulan Çimento ve Klinker fabrikaları. Yani her türlü doğa katliamına dört cephede bir den savaş veriyoruz.
Nasıl mı?
Bugüne kadar hiçbir dönem Silivri tarım toprakları, yeraltı madenleri bu kadar talan edilmemişti. İlçe bazında ve belediye bazında yaptığımız uyarılar dikkate alınmadı.
Hukuki yollardan şikâyet başvurularımıza karşılık, devletimizin muhatap aldığı başvurularımızı inceleme ve araştırma yaparak, sonuçlarının raporlarını paylaştığı tek Sivil Toplum Kuruluşu Silivri Çevre Derneğidir…
İlk gün ne dediysek o!..
Duruşumuzdan 37 yıldır tavız vermedik. Doğaya olan saygımızı yitirmedik. Ülkemizin her yanına koştuk. Ülkenin her yanındaki talanlara göğsümüzü siper ettik ve de edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın…
Şehrimizde çevre katliamına karşı duran, yanımızda olan duyarlı çevre gönüllüsü arkadaşlara ve Sivil Toplum Kuruluşlarına buradan teşekkür etmek istiyoruz.
Bizim çevrecilik yol haritamız bellidir. Cayma, sapma asla yapmayız… Bizimle bu yolda yürüyecek arkadaşlarımıza kapımız her zaman açıktır…
