Uzun bir yolculuğa çıkalım seninle
Ekmek kırıntıları bırakalım arkamızda
Geriye döneceğiz umuduyla
Kuşların yiyeceğini bile bile
Hiçbir şey olmasa da
Birkaç kuşun karnı doyar umuduyla
Yol kenarlarından çiçek toplarız
Takarız güneşin sarı saçlarına
Yıldızlar kayar gecelerimize
Dilekler tutarız en olmazından
Birbirimizin rüyasının kapısını çalarız
Her sabah yeniden başlarız
Dağlar denizler aşar
Nehirlerde yıkarız düşlerimizi
Gök kuşağı çocuklarımız olur
Rengarenk bir düşünsene
Morunu benden almış yeşilini senden
Yeryüzü yatağımız, gökyüzü yorgan üstümüzde
Uçsuz bucaksız
Yazı tura at
Hiç fark etmez ne tarafa
Sadece yol uzun olsun yeter bana
&&&&&&&&&&&&*****&&&&&&&&&&&&
Ben geldim
Nereden esti sorma
Çocukluğuma kaçasım geldi
Tabi ki senide yanıma alarak
Köy meydanı aynı
Bakkal amca çoktan ölmüş
Cami imamı değişmemiş
Çocukluğumuzun gazozunu bulamadım
Zaten tadı da olmazdı eskisi gibi
Saatlerce uzandığımız çayıra uzandım
Tıpkı eskisi gibi
Vakit nasıl geçerdi anlamazdık
Bulutları seyrettim
Ne şekilleri değişti nede renkleri
Hepsi birbirine benziyordu
Oysa biz küçükken böyle değillerdi
Ne zaman kaybolmak istesek
Dalıverirdik buğday tarlasına
Boyumuz başak kadardı
Biz istemesek kimse bizi bulamazdı
Eskisinden daha çok kaybolmak istedim
Gözüm kapalı girdim buğday tarlasına
Kaybolamadım olmadı
Boyum başak kadar değildi
Öyle çaresiz boş boş dolaştım
Meşe ağacının altına bir not bıraktım
Hiç bulunmayacak
Hiç okunmayacak
Ben geldim
&&&&&&&&&