Trak Efsanesi 2

Bundan önceki yazımızda Traklar efsanesine genel bir bakış yapmıştık. Otobiyografilerine dokunmuştuk! Bugün, bunların üzerinden daha kalın çizgilerle bir kez daha geçeceğiz!

Yaptığım araştırmalarda Traklar, kendileriyle ilgili düşüncelerimi pek te haksız çıkarmıyorlar.

Öncelikli olarak ırklarını nereye bağlamamız gerekiyor derken, kendilerine çok yakın geçen iki kültürün argümanları ile karşılaştırdığımda bir benzerlik keşfettim! Traklar, İskitlerin devamıdır diyebilirim. İskitler ya da sakalar olarak diye isimlendirilen bu kavimin alfabelerinde bazı deyimler ve isimler çok benzerlik göstermektedir. Başlarındaki başlıklar birebir aynısıdır. Truva, Traklar’ın devamıdır diyebiliriz çünkü başlarına geçirdikleri başlıklar burada da tamamen aynıdır. Şaşırtıcı bir şekilde bu başlıktan Çorum Alacahöyük kazılarında da ortaya çıkmıştır. Bu üç devletin başka ortak yanlarından biri de altın madenine olan düşkünlükleri ve altın işleme kültürleri. Yaşadıkları çağlarda Kafkaslardan Uralları ve Karadeniz’i aşıp göç eden iki kavim vardır. Kimmerler ve İskitler!.. Daha sonra Atilla (Hunlar) ve Cengiz Han (Moğollar) Avrupa’nın içlerine kadar gireceklerdir…

Traklar’ın erken dönemlerinde üniter bir yapıları yoktu! Geniş toprakları kontrol ediyorlar fakat üniter bir yapıya sahip değillerdi! Hanedanlar, gruplar, aşiretler şeklinde yaşıyorlardı. Bir nevi Federaldiler. Devlet kurma becerileri olmamıştı. Doğunun ve batı devletlerinin aksine Kadınlar da savaşçı ve eşit haklara sahiptiler!

Altın karşılığı askerlik yapar, savaşa giderlerdi. Yurt veya vatan mefhumu yoktu kafalarında! Onlara göre hayatta kalabildikleri her yer vatandı onlar için!.. Bir bakmışsınız Yunanistan saflarında Truva’ya karşı savaşıyorlar, bir bakmışsınız İskender’in ordusunda lejyonerler!…

Tragedya olgusu ve kültürü, Traklar’dan çıkmadır! Tragedya günlük yaşamlarıydı ve eski Yunan’da yaşamları dramatize edilerek teatral oyunlara konu olup bu kelimenin Yunan tiyatrosunda yer bulmasına ve gelişmesinde ve de yer almasında öncü oldular!…

Neden Tragedya? Traklar yapacakları savaşları savaş planları çok önceden hazırlayıp, oyun şeklinde temsili oyunlarda izliyor ve sonra hayata geçiriyorlardı. Bu Taktik İskitlerde ve Cengizhan’da da vardı. 21 yüzyılda aynı oyunu ABD oynamakta senaryosunu yazıp, filmini çekmekte ve daha sonra savaş çıkarmaktadır. 2 bin yıllık geçmişi olan tragedyadır temeli budur aslında!…

Savaş sanatlarını bu oyunları sergileyerek, geliştiriyorlardı!

Erken Roma döneminde ve Büyük İskender’in Hindistan seferlerinde binlerce Trak, para karşılığı lejyoner olarak bu ordulara katıldı… Bugün Kafkaslarda Hazar denizi kıyılarında bulunan kurgan ve balbal adı verilen mezar şekilleri Trak mezarlarında da görülmektedir. Yunan ve İyon kültüründe olan mermer işçilik Traklar’da hiç mi hiç yok denecek kadar az olmasına rağmen, bütün barınma ve kullanacakları eşyaları ormandan elde etmişler, maden işleme sanatları oldukça ileri gitmiş altını bir nakış gibi işleyerek güzel takılar elde etmişlerdir…

Uzun sırıklar veya uzun mızraklarla savaş alanlarında uzun atlamalarla düşman saflarının üzerlerinden aşıp arkalarından dolanmışlardır. İskender’in Askerlerine sağladığı uzun mızraklarda bu Trak lejyonerlerinden görüp ordusuna donattığı bir savaş ürünüdür. Trak mızrakları ve kılıçları yaşadıkları çağın en sağlam ve gösterişli silahları olmuştur…

Yunanlıların ileri karakol askerliklerini yapmışlar, az sayıda askerle güçlü orduları yenilgilere uğratmışlardır. Traklar’ın yaşamları fantezi sinemasında birçok defa işlenmiş, savaşları ve yaşamları sinemaya aktarılmıştı. 500 yıl 1000 yıl çok muazzam uzun yıllardır ve Traklar ayakta kalabilmeyi çağlar boyunca sürdürmüşlerdir. En büyük yarayı M.Ö 525 yılında Persler zamanında alıyorlar. Pers ordularının önünde batı Trakya’ya doğru sürülürler. Oradan Yunanistan Yarımadasına dağılırlar. Pers Hükümdarı Keyhüsrev’in oğlu Keykavus Traklar’ın peşine düşer. Toplayabildiklerini esir alır. Spartalıların elinde bulunan Trak komutanlarıyla Perslerin elinde bulunanlar savaşa tutuşurlar bir farkla!..  Spartalıların tarafında olanlar paralı askerdir. Perslerin adına dövüşenler ise esirdir. Traklar, bireysel özgürlüklerine çok düşkündürler! Savaşın içerisinde yapılan bir anlaşma ile esir Traklar kendilerini kendi ırkdaşlarına kendi istekleri ile öldürtürler… Pers ordu komutanı Bakak Soyhan bundan çok etkilenir. Dönüşte Saray civarında Bahçeköy’e yerleşir orada kendi adına ufak bir saray yaptırır bu toplumun yaşamlarını izler ve onlar gibi yaşamaya gayret gösterir.  M.Ö 356 yılında doğan Büyük İskender’in annesi Olimpia’da Trakya’da kurulan Epir Despotunun kızıdır. Erken Roma dönemi ve ikinci ağır zayiat verilen büyük savaş… M.Ö 46 Vize ovasında başlayıp Silivri’ye kadar uzanan ve yıllarca süren bir savaş!..

Bütün Türk kavimlerinin kaçınılmaz sonu burada da tecelli eder! İki kardeş büyük savaşlardan sonra ayrı ayrı devlet kurarlar…

Sementra Vize’nin kraliçesidir. M.Ö 395 yılında Romalılara yenilerek Romalıların buyruğuna girerler. Bugün Genetik bilimi İtalyan genetiğinin %9 kadarı Trakyalı olarak kabul etmiştir. Selimbria da kardeşinin yenilgisi ile birlikte kendisini kuzey ormanlarına atarak yeniden toparlanmış ve 2000 bin yıldır kendilerine ait toprakları geri alarak Selimbria’yı (Silivri) kurmuştur. Traklar, ilk defa üniter yapıya Selimbria’nın oluşumu ile geçer ve ilk defa bir Trak Parası basılır.

Başta Roma olmak üzere Yunanlılar ve Bizans medeniyetleri erkekleri savaşta kullanırken kadınlarını da saraylarda kraliçelik unvanına gelecek kadar tercih etmişlerdir. Traklar’ın yapılan kazılarda bulunan eşyalarından anlaşılan dini inançları olarak şamandırlar! Yani tek bir tanrıya inanmaktadırlar.

Roma ve Yunan medeniyetleriyle kurulan ilişkiler sonucu M.S 450 yıllarında Bizanslılarla beraber Hristiyan oluyorlar… (Roma’nın aksine M.S 396 yıllarında 1. Konstantin Hristiyanlığı lütfen kabul eder. Tahtını düşünerek… Bizans Özellikle de pagandır)

Romalılar ve Yunanlılar Trak kadınlarını kaçırarak Akdeniz bölgesinde (Tunus Cezayir) ve Yunan adalarında yerli halklarla çiftleştirip savaşçı bir nesil elde etmeye çalışıyorlar. Ta ki Bizans ve Osmanlının kuruluşlarına kadar devam ediyor bu! En son örneklerden birkaçını verebilirim size: Doğu Roma İmparatoru 1.Anatasius’un annesi Bir Trak kadınıdır. Ve Traklar ’da çok rastlanan bakır rengi ten ve mavi siyah olmak üzere iki renkli gözler. Doğu Roma Bizans’a dönüştüğün de Silivri’nin ve Bizans’ın en savaşçı ve en muzaffer komutanı Kantakuzenos’ un annesi bir Trak kadınıdır.  Kantakuzenos, Başkent Konstantin’de hanedanlar arasında taht kavgaları yapılırken, Silivri’den kalkıp gelip Bizans tahtına el koyar ve yedi yıl boyunca Bizans’ı idare eder!.. Kimdir bu Kantakuzenos derseniz?..  Annesi Trak olan bir Selimbria’lıdır. Aynı zamanda Osmanlı Sultanı Orhangazi’nin kayınpederidir!.. Yani Babaannesi Trak olan Theodore’den bahsediyoruz! Kızıl saçlı Sultan’ın babası da kendi gibidir. Kızıl sakalları ile ünlüdür…

Kırmızı sakalı ile ünlü bir Osmanlı paşası daha vardır Barbaros Hayrettin Paşa’dır. Ailesi İyi bir denizci ve gemi yapımcılarıdır. Midilli adasında doğmuştur. Midilli Adası Traklar tarafından istila edilmiş Truva’nın savunmasında onların adada olması çok önemli rol oynamıştır.

Osmanlılar, Traklar’ın varlığından haberdarlar mıydı? Rumeli’ye yoğun geçiş bu yüzden mi sık oluyordu! Nasıl bir bağlantı kurdular!… 1362 yılında Rumeli’de yaşayan bütün halklar Osmanlı topraklarına katılmalıdır! Orhan Gazi ve eşi Nilüfer Hatun (Theodore) Trakya’yı ele geçirirler…  Kırımhanları, Ruslarla savaşta Osmanlı ile birlikte oldukları için Osmanlıya sığındıkları ya da sürüldüklerinde   özellikle Trakya’ya getirilip ikamet ettirilen Fetih Giray han 1725, İslam giray Han, 1742 Arslan Giray han 1767 Selim Giray Han 1780 ve Şahbaz giray Han 1792 hayatları boyunca Saray ilçemizde sürgün yaşadıklarını anlatır tarihçiler. Oysa Selim Giray Han bir ara Silivri’nin kadılığını yaptığı bilinmektedir.

Kırım Sultanlığı, Osmanlı Hanedanı bir şekilde yok olması halinde yerine geçecek bir hanlıktır ve özel bir yasa ile belirtilmiştir.  Neden Trakya’dalar, Traklar’ la bağlantıları nedir? Dilleri nedir? Yaklaşık 100 yüzyıl süren bu Trakya seferberliği Osmanlı kayıtlarında pek söz edilmez… Traklar’a anavatandan çok uzaklarda da rastlıyoruz. İznik’te koloniler halinde Trak mezarlarına rastlanıyor. Bu Bizans zamanında paralı asker olarak Trakya’dan bu bölgeye aktarılan Trak askerleridir. Fas, Tunus, Cezayir, İspanya, Malta o çağlarda sokaklarında Traklar’ın kolayca dolaştığı ülkelerdir…

Bazı Tarihi kaynaklara göre Romalıların soyu Etrüsklere dayanmakta olduğu iddia edilmektedir. Çıkış noktalarına bakıldığın da Traklar ile Aynı bölgeden göç etmişlerdir. Etrüsklerin, Traklar’ın yakın akraba olduklarını, Traklar’dan ayrılan en büyük özellikleri, dini ritüelleri ve devlet sistemi… Oysa Traklar’ da üniter bir devlet yerine, ilkel komün şeklinde yaşayan küçük gruplar var! Herkes eşit, herkes birbiri için yaşıyor. Düşünce birliğine bağlı kalarak biraz da Kast sistemine dayalılar. Esirlerini ve başka milletten köylüleri tarlalarda çalıştırır, hizmetlerini gördürürler. Çünkü Traklar hizmete dayalı işte çalışmayı sevmezler ve ayıp sayarlar. Onlar savaşçıdır, At koşar ve şarap içerler. Kadın erkek eşitliği vardır, birçok alanda eşittirler. Savaş alanlarında bile kadınlar, erkekler kadar dövüşçüdürler…

Trakya’da Traklar’a başkentlik yapmış iki şehirden biridir Silivri. Diğeri Vize’dir. Silivri’nin bir liman kenti olması Deniz yolu ile diğer şehir ve ülkelerle iletişime geçmeleri daha hızlı olmuştur. Selimbria (Silivri), Truva’nın kardeş şehri sayılır. Bütün Ticareti ve askeri gücü Silivri’den (Selimbria) temin edilir hatta Truva’nın savaşçı kadınları Silivri’den gitmiştir… Nereye gitmediler ki!..

Roma İmparatorluğu, savaştığı her yere giderken ordusunu yolda düzenliyor geçtikleri yerlerden asker topluyorlardı. Trak efsanesi onlarında dikkatini çekmiş özellikle paralı asker konusunda gönüllü oldukları bilinen bir konuydu! Pontus’a gittiler oradan Gümüşhane Rize Erzincan’a hatta Kars’ta bile izlerine rastlandı. İznik, Bartın, Düzce En yaygın ve çoğaldıkları bölgeler oldu! Bulgaristan’da Kırcaali, Eskicuma, Tuna boyları… Kosova’da izlerine rastlarsınız… Bugün Giritlilerin yunalı olmadıklarını hemen hemen dünya biliyor ama Trak olduklarını kimse bilmiyor… Hadi biraz daha ileri gideyim! Rodos şövalyelerinin temeli Traklar’ la atılmıştır. Koskoca Kanuni Sultan Süleyman’ın en zorlandığı bir savaştır, Ancak şövalyelere çıkma izni verilip, Rodos’u terk ettikten sonra Osmanlı Rodos’a girebilmiştir.

Bugün İsviçre’nin Basel kentinde yaşamlarını sürdüren tapınak şövalyeleri Avrupa’nın para ve altın trafiğini yönetmektedirler… Kızıl saçlar ve İki renkli göz İngiltere’de ve İskoçya’da oldukça fazladır. Kızıl saç, sakal ve iki renkli göz gördünüz mü bilin ki kalıtım yoluyla ataları bir Trak’tır…

Önceki İçerikÇeşme
Sonraki İçerikTakdir-i İlahi
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Örselemeden!

Güzel Haberler de var!..

Meeting

FAŞİSTLER KÜMEYE !..

Anımsamakta Yarar Var

Kanun Namına!

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

İlgili Yazılar

Örselemeden!

Güzel Haberler de var!..

Meeting

FAŞİSTLER KÜMEYE !..

Anımsamakta Yarar Var

Kanun Namına!

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm