Sustum!

“Söyleyecek sözüm yok” diyor şarkı da…Nasıl yapar, nasıl yıkar? Muhabbetini bir kalem geçelim.

“Kurunun yanında, yaşta yanar.”  Gerçeğini görelim istedim.

Yer, Hasfırın sokaktaki Piri Mehmet Paşa Caminin kapısının yanında Belediye izniyle açılmış iki işletme; yine Belediyenin isteği doğrultusunda kapatılıp başka bir bölgeye nakledildiler. Belediyenin tasarrufunda olan yerler konusunda diyebileceğimiz pek bir şey olamaz! Ne diyoruz? “Tasarrufu Belediye’ye ait!”

O gün için öyleydi;  bu gün böyle…

Benim, Belediye ile işletmeciler arasındaki diyalogun birden bire kesilmesine itirazım var. Özellikle de Engelli Kundura tamircisi Mustafa kır’a yapılan harekete… Her defasında Engelli vatandaşlara yaklaşımlarını gündem tutmaya çalışan Silivri Belediyesinin. Bu taşınma olayında duyarsız kalması düşündürücü geldi.

Yeri gösterdiniz. “git taşın” dediniz! İyi de adam dükkânına elektrik çekecek. BEDAŞ yetkilileri “Belediyeden yazı getir bağlayalım” diyor! Hayırdır, yazıyı veremiyorsunuz. Neden?

Gösterdiğiniz yer, şahıs malı olduğu için mi? Başka bir sebebi var mı?

Mustafa Bey engelli bir vatandaşımız. Merdiven çıkamaz iş takibi yapamaz elektrikli arabasıyla gidip geliyor.

Güzel de akıl veriyorsunuz! “Komşulardan çekin bir hat!”

Eh sağ olun be! Aklıma getirdiniz, Fuaye salonundan çekin bir hat! Kırk yılda bir ayakkabı dikecek, 40 mumluk bir ampul yakacak Mustafa Kır…

Silivri’nin bir büyük meselesi daha var! Aslında çoklu bir mesele bu! Mağdur edenler çok, Edilenler çok…

Hani dağıtırken, babanınız malı gibi dağıttığınız büfe ve balıkçı barınakları var ya! Ha işte konumuz onlar?

Mağdur edenler çoklu dedik!

Silivri Belediyesi, Milli Emlak Müdürlüğü, Silivri Ak Parti İlçe Teşkilatı!

Belediye Diyor ki; “buraları size ben verdim!”  Kiraları da ben toplarım.

Milli Emlak diyor ki; Siz kimsiniz? Nasıl benim haberim olmadan buraya yerleşirsiniz? Eh, madem yerleştiniz, kiralarınızı da ödeyin!

Silivri Ak Parti İlçe Teşkilatı; Bir şey demiyor! Susarak, konuşuyor…

Mağdurlar ne diyor?

“Biz mağduruz diyorlar” başka bir şey demiyorlar… Kızıyorlar ama bir şey demiyorlar! Kızgınlıkları kendilerine. Onu bile adlandıramıyorlar; kendi içlerinde! Şu soruyu bile soramıyorlar birbirlerine?

Biz kaç kişiyiz?

İcra, çalıyor kapılarını birer, birer… Mağdurlar, perişan!  Kirayı ödeyeceğiz de kimi ödesek?

İcra suskun! Bu gün Belediye için geliyor, yarın Milli Emlak için…

Ak Parti suskun! Söyleyecek sözüm yok diyor…

Belediye susmuyor! Kiramı ödeyin…

Oysa Sayın Belediye Başkanımızın önünde çözüm bekleyen bir örneği var. Kapı gibi bir Değirmenköy vakası duruyor.

“Ben verdim, onlar yıkıyor “ söylemleri geri tepen silah olmakta artık! Bu kadar insanı mağdur etmeye hiç gerek yok!

“Eserinden vazgeçmem” diye, nutuklar çekiyorsunuz ya! Bilmem farkında mısınız? Eser diye bir şey yok orta da henüz!

Günler, akıp giden sel gibi, esip geçen yel gibi gidiyor…

Önceki İçerikMisyoner
Sonraki İçerikYine Aylardan Kasım
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..

İlgili Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..