Mezbele

Erdal Hocam kızabilir! Niçin, Türkçe bir sözcük kullanmadın? Diyerek, kullağımı da çekebilir ama kusura bakmasın! Bazen öyle sözcüklervar ki milliyetine bakılmaksızın ifade gücünün etkisine bakarsınız!..Belediye Başkanımız Özcan ışıklar; mikrofonu, her eline aldığında Silivri’yi adeta terzi makası ile biçiyor,  biçimlendiriyor, ekiyor, dikiyor satıyor, savıyor da bir Allah’ın kulu kalkıp ta bu innavasyon terzimize “Silivri Çıplak” diye bağırmıyor!…

“Tarlalarımızı tarıma açacağım” diyor, “tarım sit alanı ilan ettim “diyor! Herkes öyle melul melul bakıyor.

Yav arkadaş bir Allah’ın kulunun aklına gelmiyor mu? Bu tarlalar tarıma kapalı mıydı ki?  “Açacağım” diyor, sormak lazım!…

İstanbul gibi 20 milyonluk megaton bir şehrin burnunun dibinde tarımla ilgili histeri çığlıkları atmak bana hiç inandırıcı gelmiyor!..

Çünkü, sayın başkanımızın döneminde yapılan hatta ve hatta bizzat ön ayak olduğu inşaat alanları tarlaların ortasından hemi de çok katlı olarak fışkırmaktadır!

Arabası olan her vatandaşımız, çevremizdeki tarla kentleri gayet iyi bir şekilde gözlemlemektedir. Lüks dairelere tarla yollarından geçiyorsunuz! Aslında bu olay bile bizlere, yeterince anlatmaktadır içine düştüğümüz gafleti!… Ama kime diyorum?…

Kendisine soralım, Silivrimiz için mera kanunları kaç yılına kadar geçerli olacaktır? Kaç bin dönüm mera inşaat alanına dönüşecektir?… Kaç bin konut yapılması planlanıyor?

Kimlerle yapılacak, kimlere yaptırılacak?

Algı operasyonlarınızın benim beynimde yaratığı sorular bunlar!…

Tarım da tarım diye tutturdu ya! Orta da yapılan tarım falan göremedim ben! Kiova  diye bir bitki ekildi, tarla da kaldı! Biçme makinesi alacak durum yoktu! Olsun adını duymuştu merak etti , ekti (!)

“Lavanta hasadı” diyor, bir daha demiyor! Biz diyelim!… Ağaçsı bitkilerdendir Lavanta,  Akdeniz bitki (Maki çalılığı) örtüsü topluluğuna aittir. Çanakkale’den aşağıya doğru sarkılın; dağ, taş Lavanta! Asos’a girdiğiniz de duvar boylarında köylülerin sattığı lavanta sapları ile karşılaşırsınız! Yani, doğa şartları uygun olduğu sürece, sizinle birlikte yaşar bu makiler…

Dağ taş mezbelelik yani! Her tarlanın ortasından bir inşaat fırlıyor ama adı ileride imara açılmak üzere “tarım sit alanı” ilan edilen tarlalarımız var!

Neden? Tek elden satılsın diye!… Trakya’nın insanı her işini tarla satarak yapmaya çalışır… Oğluna iş açar, tarla satar! Kızına düğün yapar, tarla satar!…

Bir şey hatırlatayım! İnşaatlar yükselemeyecek diye havalanına karşı çıktık! Ne diyerek? Göçmen kuşların rotası şaşacak diye (!)

Yollarımıza baktınız mı? Yol yok ki neye bakacaksınız? Yeni sokak lambalarımızı gördünüz mü? Çamuru bile yemyeşil çimen gibi gösteriyor (!)

Yol yok, oto park yok! Esnafta iş yok! Şehre giren yok, giren! Hızlı tren gelse ne olur? Mezbelelik olmuş her yer!…

 

Şehrin içi mezbelelik ama sayın başkanımız, “tarlaları sattırmam” diyor! Satana da çok kızıyor üstelik!…

Valla, ben kendisini takdir ediyorum! Herkes yanında başkanımızın, herkes alkışlıyor kendisini! Niçin böyle yapıyorlar? Anlamıyorum!

Ez kaza, aday olamazsa çok üzüleceğim!

Kimi takip edeceğiz, kimi yazacağız? Bu kadar renkli bir kişiliği nerede bulacağız bir daha? Balkanların en tanınmış kişiliğini yitireceğiz! 10 yıldır güzel verim aldık… Beş yıl daha yazacak bir gücümüz olacak mı? Yeni biri gelir, yeter artık köşene çekil derler mi?

Umarım, kalırsınız ve bıraktığınız yerden devam edersiniz, İnnovasyonlarınıza! Zaten, benden çok, Silivri  halkı razı sizden… Diyecek bir şey yok!

Önceki İçerikKuyruk Acısı
Sonraki İçerikTEESSÜF EDİYORUM SAYIN ERTÜRK!
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..

İlgili Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..