Kuklacı

Aslında, kukla olacaktı ama “ben panda değilim” diyerek, çabuk uyandı işe!Bu yüzden siyasi yaşamı biraz da Pinokyo’yu andırmaktadır.

Kendisi, kuklacı olmak istedi. Başardı da!

Kendisine türlü, türlü kuklalar edindi. İstediği gibi oynattı… Kimini ağlattı, kimini güldürdü. Gün geldi, ağlattığını güldürdü, Güldürdüğünü de ağlattı.

Kuklacıların parmakları çok kuvvetlidir bilirsiniz! Her bir parmağı bir marifettir. Güzel oynar parmakları ve parmaklar, güzel oynatır kuklaları. Hani derler ya; on parmağında on marifet diye! Ha işte, buradan gelmektedir o söz…

Eh, dijital çağdayız artık. Eskisi gibi öyle iplere bağlı değil kuklalar. Cep telefonlarından uzaktan kumanda ederek oynatıyor…

Hani, Midas’ın bir kralı vardı anımsarsanız. Parmaklarını şıkırdattığında dokunduğu her şeyi altına çeviriyordu. Bizim kuklacının parmaklarının ondan aşağı kalır yanı yok…

Ön seçimlere özenle hazırlandı bizimkisi! Adeta bir sahne gösterisiydi…  On parmağında on liste; biri giriyor cebe, bir diğeri çıkıyordu cepten. Geriye, sadece şapkadan tavşan çıkarmadığı kalmıştı. Hiç kimse itiraz edemiyor, ses çıkaramıyor, hipnozlu gibiydiler. Kendilerine biçilen oyunu oynuyorlardı. Birbirilerini geçmeye çalışarak, yarıştıklarını sanıyorlardı.

Son numarasını, kontenjanda yaptı!

Çok başarılı oldu.

Öyle de güzel bir sessiz film oynattı ki…  Sessizliği hüküm sürüyor hala meydanlarda.

Birinin duruşu çok hoşuma gidiyor… Aslında onun yazısının başlığı bile hazır. “Kukla Firarda”

Sanırım tavşanı 30 Mart akşamı çıkarır…

Yarın akşama takımı son kez izleyici karşısına çıkaracak!

Benim en hoşuma giden yanı hani; “Ben kimsenin adamı olmadım deyişi var ya!” öldürüyor beni, bu söyleşi… Koskoca bir cemaatin adamı oldu da öyle bir adamı kandırmaya çalışıyor ki; “ne eserinden vazgeçerim ne de senden” derken, buralar yıkılıyor. 23 Nisan da görürsünüz kimin adamı olduğunu…

Dünya denilen bu kocaman çadırda; kim, kimin adamıdır? Belki bilemeyebiliriz ama! Kim, kimin ipini çekmektedir? Bakın, onu hepimiz biliriz.

Dört kişilik bir masada arkadaşının cebindekini almak için uğraş verenlerin,  Bu şehirden götürmek istedikleri için verecekleri uğraşları, düşünmek bile istemiyorum!

Bence, kuklaya değil!  Kuklacıya nişan alın. Çünkü herkesin bir atış hakkı var…

Karo vale sözüm sana… Maça dokuzlu ile bu oyun bozulmaz!

Önceki İçerikSARI ÖKÜZ
Sonraki İçerikFİLM GİBİ
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..

İlgili Yazılar

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

Direniş

Şehrül Emin

Felsefe Yapma

Şirket Siyaseti

Bu Yılda Unutmadılar!..