Ana SayfaLütfü ErtürkFRİJİDERDEN BUZDOLABINA (Misafir Kalemler Kemal Kozanoğlu yazıları 2)

FRİJİDERDEN BUZDOLABINA (Misafir Kalemler Kemal Kozanoğlu yazıları 2)

Bilindiği gibi atalarımız, matbaanın, icadından sonra ülkeye gelmesini epey uzun bir süre beklemek zorunda kalmıştı! Bu nedenle kitap ve gazeteyle bayağı geç tanıştık. Buzdolabında o kadar  beklemedik çok şükür!  Ülkemizi yöneten büyüklerimizin ferasetiyle 20 yıl kadar önce bu muhteşem icat ülkemiz genelinde yaygınlaştı. Tabii daha önce de zenginler bu aleti yurtdışından, Sirkeci- Doğubank’tan falan alıp kullanıyordu, hatta Karçelik  diye bir yerli şirket de kurulmuş,  bu müthiş “beyaz  eşya”nın  prototiplerini üretmeye başlamıştı…

Peki biz 2002 öncesi yıllarda  buzdolapsız ne yapıyorduk?

Padişah olmadığımız için, yazın Keşiş Dağı’ndan (Uludağ) sıkıştırılmış kar getirtip içeceklerimizi soğutmuyorduk elbette: Buz üretip satan imalathaneler vardı! Paraya kıyabilenler oradan alırdı.

Buz bulamayan akşamcılarsa kavun-karpuzlarını, sularını, rakı şişelerini sepetlere koyup denize, ırmağa, dereye, kuyuya sarkıtırlardı.  Yemek dolu “tel dolabı”nı  kuyuya indirmeyi ilk akıl eden kişi Silivrili Melahat Hanım olmuş, kendisiyle Bilim ve Teknik  Dergisi uzun bir söyleşi yapmıştı…

O zamanlar bahçeli, kuyulu evler çok değerliydi. Ünlü “Ev alma, komşu al,  yeter ki bahçesinde kuyu olsun!“ sözü günümüzde -buzdolabı bolluğunda-  anlamını yitirdi ve kısaltıldı: “Ev alma, komşu al!” diye kullanılır oldu.

Ülkemizde bu yenilikle doğal olarak ilk tanışan İstanbul sosyetesiydi. Fransızcaya yabancı olmadıkları için bu dilde “frigidaire” diye bilinen aygıtın adını hiç yadırgamadılar: Firijider diye okunuyor ve “soğutucu” anlamına geliyordu.  Ancak sözcüğün

frigide/soğuk bölümü,  biraz sıkıntı yaratmaya başladı! Eşler aralarında şöyle atışıyordu:

-Aşkım  neden bu kadar soğuksun? Frijiderimiz bile bana senden daha sıcak davranıyor!

Sen frijid misin yoksa?

-Şoförümüz Nejat  hiç de öyle demiyor ama!

ya da:

– Ayaklı  frijider, n’olucak!!!

– Sen beni bir de çocukların bakıcısı Gülperi’ye sor!

 

Evet, bu kendisi faydalı, ama adı biraz tuhaf alete artık Türkçe bir isim bulmanın zamanı gelmişti!  Bu amaçla Lisan Yüksek Şur’ası olağanüstü toplandı.  Ülkede seminer ve araştırma nedeniyle bulunan yabancı dil  bilginleri,  türkologlar ve şarkiyatçıların da katılımı sağlandı!

Biz  bu toplantının tutanaklarını ele geçirdik ve sizin için özetledik:

Başkan:  “Teklif edilen isim:  ‘Donuk kar dolabı’. Söz almak isteyen?”

-Şarkiyatçı Prof. Öztürk: “Başkanım bu ad sakıncalı! Hani donuk karda yürürken çarıkları ‘kart – kurt’ sesi çıkaran ve adları buradan türemişlerin ülke birliğini hiçe sayan önerisidir bu!”

“Oy birliğiyle reddedilmiştir!”

“Yeni isim önerisi: ‘Kar dolabı’. Görüşler lütfen!”

(Bağırışlar duyulur: “Yanında kürek de veriyorlar mı?”)

Fransız  Türkolog  Prof. Louisa F.Celine gülmekten neredeyse katılacak:

“Hay aklınızla bin yaşayın siz sayın meslektaşlarım! Fransızca ‘giysi

dolabı” anlamına gelen “gardrop” sözcüğünü gardolap” yapmayı

beceren Türk zekâsı  “kar dolabı”yla kendini aşmıştır! Tebrikler!!!

Beni çok güldürdünüz, Tengri  de sizi güldürsün!!!

Alman Türkolog  Dr. Karl Koss:  “Madame,  biliyorsunuz Türkler alışamadıkları yabancı isimleri  Türkçeleştirmeyi çok sever! Örneğin Hamburg’un ünlü semti  ALTONA ALTINOVA yapılmış, İTZEHOE  İZOVA olmuş, Berlin’deki GÖRLİTZER-BAHNHOF  istasyonu GÜLİZAR-BAHNHOF şekline sokulmuştur! İşin ilginç tarafı, Almanların çoğu artık buraların eski, özgün adlarını unuttu! Bunları hâlâ kullanan yaşlı Almanlara da başka bir gezegenden gelmiş gibi bakılıyor artık!

Türkolog Dr. Tufan Bey:  “Geçin bakalım dalganızı aziz meslektaşlarım! Ülkedeki ucuz soğutucuların çoğu kar yaptığı için biz bu adı, yani kar dolabı adını uygun görmüştük!  Yakında sadece buz yapanlar üretilince, elbette buzdolabı adını tercih edeceğiz!”

“Bir şartla!” diye bağırıyor Prof. Öztürk: “Önce “buz” kelimesinin etimolojisi araştırılsın! “Divan-ı Lugati’t Türk”lere, “Kutadgu Bilik”lere falan bakılsın. Kırmanç kökenli çıkarsa, sakata geliriz!”

Önceki İçerikSİYAHİ BALIKÇI (Öykü)
Sonraki İçerikİrfan Ustama Veda…
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

Son Yazılar

Örselemeden!

Güzel Haberler de var!..

Meeting

FAŞİSTLER KÜMEYE !..

Anımsamakta Yarar Var

Kanun Namına!

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm

İlgili Yazılar

Örselemeden!

Güzel Haberler de var!..

Meeting

FAŞİSTLER KÜMEYE !..

Anımsamakta Yarar Var

Kanun Namına!

Ağustos Ayını Seviyorum!

Tohumlar Fidana

Bağımlılık ve Narsizm